| Bu Allah'ın lânetlediği yeri toparlamak için her şeyimi ve mirasımı sattım. | Open Subtitles | كل شيء امتلكته أو ورثته قمت ببيعه لادارة هذا المكان البائس |
| Bu Allah'ın belası yer herşeyimi verdim. | Open Subtitles | كل شيء امتلكته أو ورثته قمت ببيعه لادارة هذا المكان البائس |
| Şu ana kadar sahip olduğum en harika şey. | Open Subtitles | نعم إنها في الحقيقية أجمل شيء سبق أن امتلكته |
| Fark ettim ki sahip olduğum hiç bir şey aslında benim değildi, çünkü maç şikeliydi. | Open Subtitles | أدركت فحسب لا شيء ممّا يخصّني امتلكته فعلًا لأن المباراة خُسِرت عمدًا. |
| Ne zaman bu durumdan çıkmaya çalışırken, ne zaman sorunlarımı çözmeye çalışırken sahip olduğum tek şey, | Open Subtitles | وعندما تجاوزت ذلك وعندما كنت أخوض مشاكلي الشيء الوحيد الذي امتلكته |
| sahip olduğum ve sonra kaybettiğim biriydi ve bunu düşünmek bana acı veriyor. | Open Subtitles | كان شخصاً امتلكته وخسرته ومن المؤلم التفكير بذلك |
| Bu benim hayatım boyunca sahip olduğum, en çok sevdiğim şey. | Open Subtitles | إنه أكثر شيء مفضل لدي امتلكته في حياتي. |
| sahip olduğum en çirkef kediydi. | Open Subtitles | اخبث قط امتلكته |
| Kısacası sahip olduğum her şey. | Open Subtitles | باختصار هذا كل شيء امتلكته |