| Onun için sen arabada kalmalısın, bir terslik olursa diye. | Open Subtitles | لهذا يجب ان تبقى في السيارة، في حالة حدث شيء |
| Ortağım olarak kalmak istiyorsan, sana bir çift lafım olacak. | Open Subtitles | إذن لو أنك تريد ان تبقى شريكي عندي كلمتان لك |
| Haydi pislik. Sessiz kalma hakkın var. Haklarımı biliyorum. | Open Subtitles | لك الحق في ان تبقى صامتا ،أي شـيء تقوله قد يستعمل ضدك |
| Panik yapmana gerek yok dostum. Sadece bana yakın dur. Vampirleri öldürmekle ilgili şeyler hakkında çok şey biliyorum. | Open Subtitles | انا اقول لك فقط حاول ان تبقى بجانبى فانا اعرف كيف تقتل مصاصى الدماء انا لا اريد ان ازعجك |
| - Eve gelmeden çalışma alanında kalması onun için garip birşey degildi. | Open Subtitles | ليس امراً غريباً بالنسبة لها ان تبقى خارجاً بدون أن ترجع للمنزل |
| Sanırım kaybettik. Gidip bir bakacağım. Burada kalmanı istiyorum tamam mı? | Open Subtitles | اعتقد اننا فقدناهم ، سأذهب لاتفقد الامر اريدك ان تبقى هنا |
| Anlarsınız umarım, sizden Roma'da kalmanızı istiyorum Sinyor Greenleaf. | Open Subtitles | أنت تعرف بأني مضطر لأن اطلب منك ان تبقى في روما سيد جرينليف |
| Burada kalmalısın. Burada kalıp ona bakmalısın. | Open Subtitles | عليك ان تبقى هنا , اعني عليك ان تراه , ابقى هنا |
| Fakat bunu doktor yaptıysa belki de orada bağlı kalmalısın. | Open Subtitles | ولكن إذا كان الطبيب قد فعل ذلك ربما يجب ان تبقى هنا |
| Sean, eğer bir şeye tanık olduysan, bulunduğun yerde kalmalısın. | Open Subtitles | شون,ان كنت شاهدا على أمر يجب ان تبقى بمكانك |
| Uzun süre kızından ayrı kalmak epey zor olsa gerek. | Open Subtitles | انه لامر صعب ان تبقى بعيدًا عن ابنتك لمدة طويله. |
| Sakin kalmak, kariyer kaygısından uzak kalmaksa belki de hiç olmadığı kadar zor. | TED | و الآن ربما من الاصعب مما كان عليه في السابق ان تبقى هادئا وان تتحرر من القلق المهني |
| Sessiz kalma ve avukat tutma hakkınız var. | Open Subtitles | لديك الحق فى ان تبقى صامتا ولك الحق فى توكيل محامى |
| Sen kalmak istiyorsun, ölmek istiyorsun, tamam. Ben gidiyorum. dur, gitme! | Open Subtitles | انت تريد ان تبقى , انت تريد ان تموت , حسناً انى خارج من هنا |
| Albay da ilkbahara kadar kalması için ısrar etti. | Open Subtitles | الكولونيل اصر عليها . ان تبقى حتى مجىء الربيع |
| Bütün gece kalmanı istesem bunun korkunç olduğunu düşünür müydün ? | Open Subtitles | تعتقد بأنه سيكون فظيع إذا طلبت منك ان تبقى اليله كلها؟ |
| Anlarsınız umarım, sizden Roma'da kalmanızı istiyorum Sinyor Greenleaf. | Open Subtitles | أنت تعرف بأني مضطر لأن اطلب منك ان تبقى في روما سيد جرينليف |
| Burada kalman lazım. Seni alması için, birilerini göndereceğiz. Orda kal. | Open Subtitles | نريد منك ان تبقى هنا, سنقوم بإرسال شخص لك, إلى هنا |
| Bugün de kalıp benim konuğum olarak ava katılırsanız gurur duyarım. | Open Subtitles | سيعتبر شرف لى ان تبقى اليوم وتكونى ضيفتى فى رحلة الصيد |
| Kendimi suçlu hissediyorum. Ondan uzak durmanı söylememem için bana para veriyorsun. | Open Subtitles | انا اشعر بالذنب لاْنكِ تدفعين لى نقود لكى اخبرك ان تبقى بعيده عنه |
| En azından bir buçuk ay Poonam burada kalmalı. | Open Subtitles | يجب ان تبقى بونام هنا شهر ونصف على الأقل |
| - Senin suçun yok - Bu gece burada kalabilir misin? | Open Subtitles | انتي لستي ملامة هل من الممكن ان تبقى هنا الليلة |
| Bak, Kendini ne sandığını bilmiyorum , ama bizim işlerimizden uzak durmalısın. | Open Subtitles | انظر ي، انا لا اعرف ما الذي تعتقدينه ولكنك في حاجة الى ان تبقى خارج شؤوني |
| - Bay Pritchard... CID o işi daha iyi yapar. Senin burada kalman gerek. | Open Subtitles | ال سي آي دي يتدبرون الموضوع بشكل جيد من المهم ان تبقى هنا |
| Ama bana geçen gün kendini suçlu hissettiğini söylemiştin ya bunu kendini yapmaya devam edemezsin. | Open Subtitles | لكن ما أخبرتني به ذلك اليوم عن كونك تشعرين بالذنب لا يجب ان تبقى في عقلكِ |