| Nereli olduğunu ve ne iş yaptığını tam olarak biliyorum, çünkü detayları önemsiyorum. | Open Subtitles | أناأعرف من أين هو و بالضبط ما فعل لهذا أنا مهتم بالتفاصيل هيي.. |
| Eğer bunu başarabilirsek, moleküler detayları unutun. | TED | لو استطعنا حقا أن نقوم بذلك، لا تشغلوا بالكم بالتفاصيل الدقيقة للجزيئات. |
| İnanılmaz bir adanmışlık ve detaylara gösterilen muazzam dikkatin şart olduğunu şahsen gördüm. | TED | رأيت لأول مرة أنها تتطلب تفانيًا كبيرًا جدًا واهتمامًا هائلًا بالتفاصيل. |
| Bu, düşman sorununu çözüme kavuşturana kadar, detaylarla dikkatinizi dağıtmak istemedim, efendim. | Open Subtitles | لم أكن اريد أن أشتت انتباهك بالتفاصيل كانت من الممكن أن تنتظر حتى ننتهي من هذا الموقف الحالي، سيدي |
| Arkadaşlarının tele sekreterlerine mesaj bıraktı. ayrıntıları öğrenmek için gelecekler. | Open Subtitles | تركت برسائل على أجهزة الرد لأصدقائها سيأتون قريباً ليعلموا بالتفاصيل |
| Yani detayları söyleme. Mesela sinemayı. | Open Subtitles | أعنى ، لا تخبريها بالتفاصيل لا تخبريها بما حدث فى المسرح |
| Tiburon Mendez çok insanın canını yaktı. Sana detayları anlatmayacağım. | Open Subtitles | تريبورن مينديز كان قاسيا مع الكثير من الناس و سوف امدك بالتفاصيل |
| Bunu söylemek bana zor geliyor, ama detayları anlatmak için fazla büyüdüm. | Open Subtitles | يؤلمني قول ذلك ولكني نضجت على البوح بالتفاصيل |
| Gizlice bu telefonuna ulaşacağım ve gece yarısı seni arayıp detayları vereceğim, tamam mı? | Open Subtitles | والإتصال بكى فى منتصف الليل وسأخبرك بالتفاصيل ، حسنا؟ |
| Yeni toplarla ayakkabı almıştım. Bana detayları anlatmak zorunda. | Open Subtitles | لقد اشتريت كرة وحذاء جديدين إنه مدين لي بالتفاصيل |
| Hiçbir zaman adlandırılamayacak detayları... parçaları hissedebilirsin. | Open Subtitles | يمكنني فقط الشعور بالتفاصيل أجزاء من هنا و هناك لا أستطيع تجميعها |
| detaylara giremem. Milli güvenlik meselesi. | Open Subtitles | لا يمكنني أن أدخل بالتفاصيل الآن فهذا شأن يتعلق بالأمن القومي |
| Beni en çok etkileyen işte bu detaylara olan dikkatin. | Open Subtitles | إنه عدم إهتمامك بالتفاصيل هو الذى يحرجنى دائماً |
| Fakat ben onun detaylara dikkat çekmesinde geçici olarak kendimden geçmiştim. | Open Subtitles | لكني كنت مُغرً مؤقتاً من قِبَل إهتمامها بالتفاصيل السخي المُخترِق, الرفيع للغاية |
| Senin canını detaylarla sıkmak istemem ama genellikle yakınlarda verici bulunur. | Open Subtitles | لا أريد أن أزعجك بالتفاصيل ولكن عادة .. يوجد شريحة بث قريبة |
| İşte bu yüzden annecik seksi bir balo elbisesi alırken Josh'u da detaylarla uğraşacak. | Open Subtitles | ولهذا امي جعلت السخرية تفعل مفعولها بالتفاصيل وانا كنت استري فستان الحفلة الرائع |
| Bize neden ayrıntıları anlatmıyorsunuz? Hiçbir şeyi es geçmeyelim. | Open Subtitles | اذن, لماذا لا تخبرنى بالتفاصيل ولا تحجب شيئا منها |
| Ve sizin Ulusal Güvenlik danışmanlarınız bunu detaylı olarak incelemeli ve size sunmalıydı. | Open Subtitles | ومستشاروك للأمن القومي كان عليهم أن يدرسوها ويدققوا بالتفاصيل جيدا من أجلك |
| Film yapımı sadece küçük detaylar hakkında değildir. | Open Subtitles | صنع الأفلام لا يهتم بالتفاصيل الصغيرة بل عن مغزى الفيلم |
| detaya inmeyeceğim ama özetlersek, o köpek şu an epey donuk bir halde. | Open Subtitles | لا أريد أن أدخل بالتفاصيل و لكن يكفي القول أن ذلك الكلب الآن عاجز عن الحركة. |
| Ekmeğimizi nasıl kazandığımızın basit detaylarını anlatmak sadece değerli zamanımızı harcamak olur bu yüzden bunu yapmayalım." | Open Subtitles | و سوف نضيع اللحظات الثمينة إذا أخبرنا بعضنا البعض بالتفاصيل المبتذلة عن كيفية كسب قوت يومنا فلا تدعنا نفعل ذلك |
| Eve gelir gelmez her şeyi detaylarıyla anlatırım. | Open Subtitles | سأخبرك بالتفاصيل حالما أصل للمنزل أنا في طريقي للمنزل، حسناً |
| Hayır, sadece seni detay bombardımanına tutuyorum çünkü birlikte bölüp fethetmeye karar verdik. | Open Subtitles | لا , أنا لن أزعجك بالتفاصيل لأننا اتفقنا اننا سنتقاسم المهام |
| Bana her şeyi detaylıca anlat, böylece hücrene geri dönebilirsin. | Open Subtitles | أخبريني كل شيء بالتفاصيل وسأسمح لكِ بالعودة إلى زنزانتكِ |
| Aynı sebeple büyük şeyler, küçük parçalardan yani detaylardan, pek de etkilenmezler. | TED | لذات السبب، لا تتأثر الأشياء الكبيرة كثيرًا بفعل أجزائها الصغيرة المكونة لها، أي؛ بالتفاصيل. |
| Onun nerden geldiğini biliyorum, çünkü ayrıntıya dikkat ederim. | Open Subtitles | أناأعرف من أين هو و بالضبط ما فعل لهذا أنا مهتم بالتفاصيل هيي.. |
| Eğer ayrıntılara girersem bunu benimle kişisel bir meseleye çevirebilir. | Open Subtitles | هو قد قد يعتبر الامر شخصياً إذا أنا خضت بالتفاصيل |
| Ben şikayetimi hazırlayacağım ve tüm yasal Ayrıntılarla ilgileneceğim ama senin de yargılama yetkin var, işte tam burada öyle diyor. | Open Subtitles | انا وضعت الشكوى وتكفلت بالتفاصيل لديك سلطة قضائية تقول لك الحق |