| Ve tekrar düşünülmesi umutsuz bir ihtiyaç olan bu savaşı savunmaya devam ederek hata yaptım. | Open Subtitles | و أنا اقترفت غلطة بالدفاع عن حرب التي يجب اعادة التفكير لها |
| Kendini korumak için öyle davranması çok doğal. Hiçbir rahatsızlığı yok. | Open Subtitles | لقد كان تصرفه بالدفاع عن نفسه طبيعيا جدا, وسيصبح لطيفا فقط |
| Yanlış hesap yapmışsınız. Her şeye rağmen, ben kendimi savundum! | Open Subtitles | مهمل، تَصرّفتُ بالدفاع عن النّفسِ. |
| Eski bir topluluk, atalarım ant içmişti kiliseyi savunmak için, İsa düşmanlarına karşı . | Open Subtitles | جماعة قديمة عهدت لأجدادي بالدفاع عن الكنيسة ضد كل أعداء المسيح |
| Hala yalnız yaşadığım gerçeğini aileme savunarak geçiremem, o geceyi. | Open Subtitles | كلا ، ليس عند عائلتكِ كلا ، لا أستطيع قضاء الليل بأكمله بالدفاع عن حقيقة أنني لا أزال أعيش بمفردي عن عائلتي |
| Tesisi savunmakla meşguldüler muhtemelen. | Open Subtitles | لماذا لا تعتقدين أنهم كانوا مشغولين بالدفاع عن المركز؟ |
| Kendimizi savunurken virüsü her yere bulaştırmış olduk. | Open Subtitles | بالدفاع عن أنفسنا انتهى بنا الأمر بنشر الفيروس بكل مكان |
| Ama Anna'nın arkadaşıydın. Peki neden kurbanın arkadaşı suçlanan kişiye yardım eder ki? | Open Subtitles | ولماذا يقوم صديق الضحيه بالدفاع عن المتهم؟ |
| Bu tıpkı refleks gibi. Seni gördüğüm anda, kendimi savunmaya geçiyorum. | Open Subtitles | إنها مثل ردة الفعل، أراك وأبدأ بالدفاع عن نفسي |
| Olay ne zaman bebeğinin annesini savunmaya gelse geri çekiliyor ama şimdi karşı koyabilir. | Open Subtitles | اوه هو يتراجع دائما عندما يتعلق الأمر بالدفاع عن ام ابنته لكن الآن يمكن انه سيتخذ موقف |
| Kendimi savunmaya hakkım var, değil mi? | Open Subtitles | يسمح لي بالدفاع عن نفسي أليس كذلك ؟ |
| Sen de kendini korumak için onu terastan aşağı ittin. | Open Subtitles | لذا رددتِ بالدفاع عن النفس، ودفعتيه من على سطح الفندق. |
| - Doğal olarak, kendimi savundum. - Çok kibar bir şekilde, tabii ki. | Open Subtitles | -بطبيعة الحال، قمتُ بالدفاع عن نفسي |
| Sadece siz kendinizi, suç işlemediklerini söyleyen iki müvekkilli savunmak gibi benzersiz bir konumda budunuz diye tüm adli süreci yeniden düzenlemeye niyetim yok. | Open Subtitles | حسناً، لن أغير إجراءات العملية القضائية ،فقط لأنك تجد نفسك في موقع فريد بالدفاع عن متهمين يدعيان البراءة |
| Alman halkının haklarını savunarak ve gerçekleri söyleyerek bu içten minnetarlığımı göstermeye çalıştım. | Open Subtitles | حاولت أن أبرهن عن امتناني العميق بالدفاع عن حقوق الشعب الألماني وأقول الحقيقة إلى أولئك في السلطة |
| Ama o piskopos beni pedofiliyi savunmakla suçladı ve bu hiç de doğru değil. | Open Subtitles | لكن الاسقف اتهمني بالدفاع عن مشتهين الاطفال وهذا غير صحيح |
| Goldman'in başında kendini savunurken oluşan yaralar vardı. | Open Subtitles | رون غولدمان) كانت لديه إصاباتٌ بيده)، وكأنهُ قام بالدفاع عن نفسه. |
| Peki neden kurbanın arkadaşı suçlanan kişiye yardım eder ki? | Open Subtitles | ولماذا يقوم صديق الضحيه بالدفاع عن المتهم؟ |
| Peki ama neden bunun Evlilik savunması hakkında olduğunu söyledi? | Open Subtitles | ولكن لماذا يقول أن الأمر "يتعلق بالدفاع عن "قانون الزواج؟ |
| Yüzbaşı Lontano size bu isyancıyı vatan hainliği suçundan savunmanız emredildi. | Open Subtitles | أيها الضابط نونتانو، لديك أمراً بالدفاع عن هذا المتمرد لإتهامه بالخيانة |
| Yapacağın yanlış bir hareket bizimle işbirliği yapmayı red ettiğin anlamına gelir ki... bu da bizi kendimizi savunma durumunda bırakır. | Open Subtitles | أي تحرك مثير للشبهات أو خاطئ سيعتبر رفضاً للتعاون مما يسمح لعملائي بالدفاع عن أنفسهم، مفهوم |