| Ben bir villa, duvar, istiyorum dikenli tel, bahçe, meyve bahçesi istiyorum. | Open Subtitles | , أريد فيلا , جدار , أسلاك شائكة . حديقة , بستان |
| Sen, ben ve çocuklar, dört tarafı çevrili bir alanda, elma bahçesi gibiyiz. | Open Subtitles | أنا وأنتِ والأطفال نحن مثل بستان التفاح, وسط مساحة شاسعة |
| 1998 yılında keşfedilen bu "Kayıp Hükümdar", kuzey sahilinde yer alan Titan Koruluğu'nda (Grove of Titans) yaşıyor. | TED | تقتطن في منطقة بستان العمالقة على الساحل الشمالي، وتم اكتشافها سنة 1998. |
| "Meşe Korusu, Golden Gate Parkı." | Open Subtitles | في بستان البلوط، بحديقة البوّابة الذهبية |
| Burada elma bahçesinde dolaşan robotları görüyorsunuz ve bir dakika içinde sol tarafta aynı şeyi yapan iki üyeyi daha göreceksiniz. | TED | هنا سترى الروبوت يطير عبر بستان من تفاح، وبعد دقيقة ترى إثنان من رفقائه يفعلان نفس الشيء في الجانب الأيسر. |
| Ailemin bahçesini kurtarın, uçak da sizin olsun, oyun yok. | Open Subtitles | أنقذوا بستان عائلتي وستكون هذه الطائرة لكم، لا مطالب أخرى |
| Eski evimizin bir mil ötesinde, dut bahçesi vardı... ve Larkin ağaçların arasında saatlerce kaybolurdu. | Open Subtitles | على بعد ربع ميل من بيتنا القديم كانت هناك بستان من أشجار التوت ولاركن كانت تختبأ هناك لساعات |
| Buraya bazı bitkiler ve yavaş büyüyen bir şeyler ekti ve şuraya da meyve bahçesi kurdu. | Open Subtitles | انه رائع لقد زرعت بعض الأعشاب وبعض من الاشياء نادرة النمو هنا وبعد ذلك بدأت بعمل بستان هناك |
| Bu akşam "Meyve bahçesi Sahibi ve Meksikalı Elma Hırsızını" oynuyorlardı. | Open Subtitles | لعبة الليلة كانت عن مالك بستان الفاكهة وسارق التفاح المكسيكي |
| Şimdi de, sizi Portakal bahçesi Malikâneleri'nin 1000'inci ailesiyle tanıştırıyorum. | Open Subtitles | والآن اسلمكم بستان البرتقال يكفى لـ 10000 عائلة |
| Gethsemane bahçesi olayları dönüyor burada millet. | Open Subtitles | لقد حدث هنا مثلما حدث فى بستان جثسيماني توضيح: هو المكان الذى تم فيه القبض على سيدنا عيسى |
| 5'in sapağının 3 mil kuzeyinde Orange Grove'dayım. Bekle. | Open Subtitles | انا فى بستان برتقال على بعد 3 اميال فى الشمال ، انتظرى |
| Pineapple Grove'da parseller satıyorum. | Open Subtitles | لقد صادف أنّني أقوم ببيع قطعة أرض في بستان أناناس .. |
| Annemle Orange Grove Caddesi'nde yaşamamız gibi. | Open Subtitles | مثلما كنت أسكن أنا وأمي في حي بستان البرتقال |
| Alton'un Korusu'nu kendinize geçirmek için üçünüz onu öldürmeye çalıştınız diyorum. | Open Subtitles | ما أقوله هو أنكم الثلاثة حاولتم قتله كي تحصلوا على بستان "ألتون" لأنفسكم |
| Ay Tanrıçası Artemis'in, banyo yaparken görüneceği bir Artemis Korusu olacak. | Open Subtitles | سوف يكون هناك بستان ديانا (الهه يونانيه) يعرض الإلهة في حمامها |
| Fransızlar, İngiliz ana kuvvetlerinin... geçmek istediği yolun kenarında bir meyve bahçesinde mevzilenmişlerdi. | Open Subtitles | والذي إحتل بستان فاكهة على طريق جنوباً حيث القوات الإنجليزية بعد عدة ساعات تمنت العبور |
| Meyve bahçesinde olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | إنه في البستان، يقول أنه في بستان الفاكهة |
| Babamım zamanındaki gibi eski Soubeyran yemiş bahçesini tekrardan canlandıracağım. | Open Subtitles | إعادة بستان السوبيغان كما كان في عهد والدي |
| Bakalım, eğer bu vekiller bizimkilere benziyorsa kalabalıkta ve gündelik mekanlarda buluşacaklardır, kahvecide, T.G.I Friday yada Olive Garden'da. | Open Subtitles | بعض الأشياء لا تتغير. إذا كان يشبهون حكامنا، فسيتقابلون في أماكن عامة... مثل مقهى أو مطعم أو بستان زيتون. |
| Bir bostanı mahvetmenin bir sürü yolu var. | Open Subtitles | هناك عدة طرق لدمير بستان |
| ..bir meyve bahçesinin sessizliğindeki flüt notası gibi. | Open Subtitles | مثل نغمات الفلوت الموسيقية في بستان هادئ |
| Vişneleri memleketteki meyve bahçesinden bizzat getirdim. | Open Subtitles | الكرز الذي طرت به من بستان عبر نهر من منزل طفولتي |