| Suçlulara bir yumruk savurmadan bile onların kalbine korku salmak. | Open Subtitles | تدب الخوف في قلوب الأشرار قبل حتى أن ألقي بلكمة |
| Sanırım sen, benim sana vurduğumdan daha sert vurdun bu yüzden sana bir yumruk daha borçluyum. | Open Subtitles | حسناً, أنا أعتقد بأنك ضربتني بقوة ولذلك سأضربك بقوة لهذا أنا أُدينك بلكمة |
| Ama aynı zamanda biraz da yüzüme yumruk atılmış gibi hissettim. | Open Subtitles | ولكن في نفس الوقت نوعاً ما أحسست بلكمة في وجهي |
| - Tek yumrukla nasıl adam öldürüleceğini gösteren amcan mı bu? | Open Subtitles | نفس العم الذي علمك كيف تقتل رجل بلكمة واحدة؟ هذا هو |
| Abim birisini bir yumrukla öldürebileceğini söyledi. | Open Subtitles | أخي قال أنه يمكن قتل شخص ما بلكمة واحدة فقط. |
| Her sol kroşe denediğinde kafanı eğip sol direkt vur, tamam mı? | Open Subtitles | في كل مرة يبحث فيها عن خطافية يسارية تنزل و ترد بلكمة يسرى |
| Beni öptüğü için o güzel ağzına yumruğu indirmedim henüz. | Open Subtitles | فما أزال مدينة له بلكمة على فمه الجميل بسبب تقبيلي |
| Bir dolara bahse varım ki seni bir yumrukta yere sererim. | Open Subtitles | وأرهانك بدولار بأنني سأطرحك أرضًا بلكمة واحدة |
| Benden para istedi, ben de onu alaşağı etmek zorunda kaldım. Tek yumruk. | Open Subtitles | إنقضت علي, فأضطررت إلى أن أعطيتها الضربة القاضية, بلكمة واحدة |
| Elimde ne olursa olsun önemli değil nasıl olsa bana ani bir yumruk atacaksın. | Open Subtitles | لا يَهْمُّ ما عِنْدي أنت فقط ستباغتني بلكمة ثانيةً بأية حال |
| Bazı insanlar sadece yüzüne bir yumruk yemekten anlıyor sadece. | Open Subtitles | بعض الناس سيفهمون بلكمة في الأنف. |
| - Ona da bir yumruk borçluyum. | Open Subtitles | أنا مدين له بلكمة عنيفة في الأنف أيضا |
| Arabanın kapısını açtım, yüzüne bir yumruk yemişsin gibi leş gibi koku yüzüme vurdu. | Open Subtitles | افتح باب السيارة... وإذا بلكمة في وجهي... ... |
| Arabanın kapısını açtım, yüzüne bir yumruk yemişsin gibi leş gibi koku yüzüme vurdu. | Open Subtitles | افتح باب السيارة... وإذا بلكمة في وجهي... ... |
| Dövüşün başında Tommy'yi tek yumrukla erkenden nakavt edeceğini söyledi. | Open Subtitles | توقع أنه سيقضي عليه مبكراً. قال إنه سيقضي على تومي بلكمة واحدة. |
| Onu tek bir yumrukla yere sermene inanamıyorum. | Open Subtitles | لا أستطيع أن أصدق أنك أغميتيه بلكمة واحدة |
| Bunu daha önce yaptıysa, sert bir yumrukla neden.. | Open Subtitles | أذهل العالم بلكمة واحدة، لما لا يستطيع العجوز "روكي" أن يفعلها؟ و هناك تشجيع كبير في الساحة. |
| Kusura bakma... Tek yumrukla sefaletine son vereceğim. | Open Subtitles | آسف، سأنهي معاناتك بلكمة واحدة. |
| Bu sabah ağzıma bir sağ kroşe yedim. | Open Subtitles | لقد اصبت بلكمة يمينة في وجهي اليوم |
| Benim geldiğim yerde, böyle konuştuğunda suratına yumruğu yersin. | Open Subtitles | أنا من يتحدث الى ، مثل ذلك يواجة بلكمة في الوجه |
| Biff'i bir yumrukta yere devirdi. | Open Subtitles | لقد طرح بيف بلكمة واحدة. |
| Yumruğunu salladığında yana adım at ve hoşçakal kroşesi vur. - Kroşen var mı? | Open Subtitles | تنحّى جانباً و عليك بلكمة خطّافية من العيار الثقيل |