| Efendim, diyorum ki polisin bu davayla alakası yoktur, Bu bir intikam davasıdır. | Open Subtitles | سيدي، كنت أقول الشرطة لا يوجد لديها قضية بل هي حالة انتقام |
| Teknik olarak Bu bir şarkı değil. Rap gibi bir şey. | Open Subtitles | هذه ليست أغنية في الواقع بل هي أغنية راب. |
| Bu bir kurtarma operasyonu da değil. Bu hayat. | Open Subtitles | هذه ليست عمليّة إنقاذ جريئة بل هي حياة واقعيّة |
| Fakat eğitimdeki sorunların çoğu sadece okullarla ilgili olmayıp toplum ve ailelerle de ilgili olduğundan, aynı zamanda ihtiyacınız olan şeyler bu tablonun Daha çok sağ tarafındakiler. | TED | ولكن مشاكل التعليم ليست فحسب في المدارس بل هي في المجتمع والعائلات والذي نحتاجه حقا هو دعم قوي |
| Hayır, o Daha çok kaplan gibi. | Open Subtitles | هل هي لطيفة أيضاً؟ بل هي عنيفة |
| "Evsiz bir adam nehirde ölüyorsa Bu bir suç değil kalp krizidir" kafasındalar. | Open Subtitles | موقفهم بأكمله أنّه عندما يموت رجل مُشرّد في النهر، فإنّها ليست جريمة... بل هي نوبة قلبية. |
| Bu bir savaş değil. Ümitsiz vaka. | Open Subtitles | تلكَ ليست معركة بل هي قضيه خاسرة |
| Fakat Bu bir şirket değil. Bir ortaklık. | Open Subtitles | ولكن هذه ليست شركة, بل هي شراكة |
| Bu bir cinayet davası. | Open Subtitles | بل هي محاكمة قتل |
| Bu bir kumandanın işi. | Open Subtitles | بل هي وظيفة القائد. |
| Bu bir ihtimal değil, zaman meselesi. | Open Subtitles | وهي ليست مسإلة "إذا" بل هي مسألة "متى" |
| Bu bir lanet değil, bir lütuf. | Open Subtitles | فهذه ليست نقمة بل هي نعمة |
| Bu bir yetenek. Gerçekten çok yetenekli. | Open Subtitles | بل هي هدية هدية حقيقية |
| Bu bir nişan yemeği. Vladimir ve ben evleneceğiz. | Open Subtitles | بل هي حفلة خطوبة، سنتزوج أنا و(فلاديمير). |
| - Aslında Bu bir çıkar çatışması. | Open Subtitles | بل هي تضارب مصالح |
| Bu bir kan davası değil, askeri görev. | Open Subtitles | إنها ليست ثأر، بل هي مهمة. |
| Bu bir oyun değil. Bu bir iş ve biz bu işe yatırım yaptık. | Open Subtitles | هذه ليست لعبة يا (دانيال)، بل هي أعمال تجارية ولدينا استثمار في تلك الأعمال |
| Ben Raptorlar'ı kontrol etmiyorum, Bu bir ilişki. | Open Subtitles | أنا لا أسيطر على الـ(رابتور) بل هي علاقة بيننا |
| Daha çok, başka bir suçun itirafı olur. | Open Subtitles | بل هي أقرب إلى إعتراف بجريمة أخرى |
| Aslında Daha çok bilimsel bir hipotez diyelim. | Open Subtitles | خمنتِ بل هي نظريات علمية، حقاً |
| Colorado'daki küçük bir kabileye ait, Daha çok bir klan gibi. | Open Subtitles | هذا يعود إلى قبيلة صغيرة في كولورادو)، بل هي أشبه بعشيرة) |