| sevgiyle sarılmış uyurlarken lavlara yakalanmış bedenler hatırlıyorum. | Open Subtitles | أتذكر الأجساد لازالوا بوضعية النوم ويحتضنون بعضهم بعضا بمودة |
| "'Senin paran ya da senin hayatın,' dedi sevgiyle." | TED | "'أعطني مالا أو افقد حياتك،' قالت بمودة." |
| Ağabeyiniz sizden çok sevgiyle söz ediyor. | Open Subtitles | لقد تحدث شقيقكِ عنكِ كثيراً بمودة |
| Cuma öğleden sonra, Gazetecilik sınıfında katılımı zorunlu toplantıya içtenlikle davetlisiniz. | Open Subtitles | انت مدعوة بمودة لحضور الاجتماع في فصل الصّحافة هذه الجمعة بعد الظهر |
| Üstünlük taslayıp bizi hor görmek yerine bize içtenlikle yaklaşmalısın. | Open Subtitles | بدلاً من الإستعلاء و معاملتنا بإزدراء يجب ان تنظري إلينا بمودة |
| Öldürmek için çok değerli, onlara büyük bir içtenlikle bakıyorlar. | Open Subtitles | ثمينةجداًلكي تُقتَل، يرعوها بمودة |
| Sen de sevgiyle beni izleyeceksin. | Open Subtitles | إنظري إليَ بمودة |
| Eşinden hep sevgiyle bahseder. | Open Subtitles | إنها تتحدث عنه بمودة فعلاً. |