| Ve dünyanın başka bölgeleri gibi, insan bağı erozyonu ile karşı karşıyayız. | TED | ومثل أي جزء بالعالم، نحن نعاني من تآكل في التواصل البشري. |
| Şu an toprak erozyonu hakkında bir rapor hazırlıyorum. | Open Subtitles | حالياً أقوم بإعداد تقرير عن تآكل التربة. |
| Bu balıklar, resifteki aşınma konusunda büyük rol oynarlar. | Open Subtitles | تلعب هذه السمكة دورا كبيرا في تآكل الشعاب المرجانية |
| İnsanları hayvanlardan ayıran yeşil şeridin erozyona uğraması nedeniyle bu iki tür aynı viral çevreyi paylaşır hale gelmiştir. | TED | مع تآكل الحزام الأخضر الفاصل بين الحيوانات من البشر، أننا نعيش في بيئة فيروسية. |
| Vücuttaki rutubet karbon çeliğine değince paslanma başlar. | Open Subtitles | الرطوبة مِنْ الجسمِ يَضْربُ فولاذُ الكاربونَ، وبعد ذلك تآكل يَبْدأُ. |
| Burada viyadükten bir parça görüyorsunuz. Ve göreceğiniz gibi korozyon her yanını kaplamış. | Open Subtitles | ويمكنك أن ترى هنا بعض من قطع ذلك الجسر والتى حدث بها تآكل. |
| erozyon ve kanyonun dibinde kurumuş akarsu yataklarına benzeyen şekiller. | Open Subtitles | إنه تآكل وما يبدو وكأنه مجاري أنهار جفت في قعر الوادي العميق |
| Ama boğazında ve burun deliklerinde asit aşınması buldum. | Open Subtitles | من الحياة البرية مع ذلك، وجدت تآكل حمضي داخل حلقه و داخل جيوبه الأنفية |
| Burada ve burada... l5 bölgesindeki spinal arteri aşındırdığını görebilirsin. | Open Subtitles | انظر هنا و هنا واضح وجود تآكل في العمود الفقري |
| Küçük parçalar yiyemeyiz ve endüstriyel tarım zaten bize dev bir toprak erozyonuna mal oldu, dev kıyısal ölü bölgeler ve mahvolmuş toprak mikrobiyonları. | TED | يقولون: لا يمكنكم أكل البِتات، ولقد تسببت الزراعة الصناعية بالفعل في تآكل التربة على نطاق واسع، وتوجد مناطق ساحلية ضخمة ميتة وميكروبيومات تفسد التربة. |
| Kemik erozyonu düşündüğümüzden çok daha fazla çıktı. | Open Subtitles | تآكل العظام كان أكبر بكثير من التوقع المبدئي |
| Bu kıyı şeridindeki erozyonu engeller, tamam mı? | Open Subtitles | حسناً ، سوف يُساعد هذا مع أمر تآكل الشاطيء ، أليس كذلك ؟ |
| MR'da psoas kasını invaze eden, sinir kökü kompresyon sendromu ve kemik erozyonu ile birlikte seyreden masif, intradural ve malign schwannoma nörofibrosarkoma izlendi. | Open Subtitles | الرنين المغناطيسي يوضح بأن هنالك ورم خبيث هائل داخل الجافيه وتمدد في العضلات القطنية مع اعراض ضغط على الجذور العصبية و تآكل العظام |
| Kemiklerin zamanla birbirine sürtmesi ile oluşmuş çift taraflı aşınma izleri. | Open Subtitles | تعكس صورة لنماذج تآكل في العظام و هي تحتك ببعضها مع مرور الوقت |
| Otopsi tamamlandıktan sonra, ama önce cesedi kaldırdım Üstçavuş'un burnunda hafif bir aşınma fark ettim. | Open Subtitles | بعد إنتهاء التشريح ولكن قبل أن أضع الجثة بعيدًا لقد لاحظت وجود تآكل طفيف على أنف الرقيب |
| Azalan buzul miktarı ayrıca kıyı köylerinde erozyona ve su kuşları ile memelilerinin av bulmakta zorlanmalarına sebep oluyor. | TED | كما أن انصهار الجليد يزيد من تآكل القرى الساحلية، ويقلل من توفر الفرائس للطيور والثدييات البحرية. |
| Jeologlar şelalelere baktığında düzenli su akışının etraftaki kayayı zaman içerisinde nasıl erozyona uğrattığını gördüler. | Open Subtitles | تأمل الچيولوچيون الشلالات ولاحظوا أن تدفق الماء الثابت يؤدي إلي تآكل الصخور |
| Bu Alaska boru hattını koruyan paslanma ve çürüme teknolojisinin aynısı. | Open Subtitles | هذابالضبطمثل.. تآكل وصدأ التقنية التي تحمي نظامنا اللاسلكي |
| Rengi gittikçe yeşile dönüyor, bir tür paslanma durumu gibi. | Open Subtitles | إنه يتحول للون الأخضر، كأنه تآكل. |
| Küçük korozyon. Beklediğimden çok değil Bu yaşın başında. | Open Subtitles | هناك تآكل طفيف أقل مما كنت أتوقعه لعمر فوهة البئر. |
| Peki korozyon olursa ne olur? | Open Subtitles | ، تآكل وما الذي سيحدث مع التآكل؟ |
| Bu erozyon meselesini bilmen gerekiyordu. | Open Subtitles | يفترض بك أن تعرف حيال مشكلة تآكل الشواطئ |
| Protein duvarının aşınması inanılmaz derecede artıyor! | Open Subtitles | تآكل الحائط البروتيني ! |
| Burada ve burada... l5 bölgesindeki spinal arteri aşındırdığını görebilirsin. | Open Subtitles | انظر هنا و هنا واضح وجود تآكل في العمود الفقري |
| Niye sonunda hepsi öldü? Beş noktalı çerçevemdeki ilk kalem, insanların, çevrelerine yaptıkları etki: insanların dikkatsizce bağımlı oldukları kaynakları tüketmeleri. İskandinavya Vikingleri de dikkatsizce humuslu toprağın erozyonuna ve ormansızlaşmasına yol açtılar. Bu onlar için ciddi bir sorundu; çünkü ormanı kullanarak kömür, kömürü kullanarak da demir yapıyorlardı. Dolayısıyla, demirsiz kalmış | TED | لماذا كان مصيرهم هكذا؟ حسنا, في هيكلي ذو الخمس نقاط, العنصر الاول فيه هو أن نلقي نظرة على التأثير البشري على البيئة: حيث يدمر البشر -غير مبالين- المصادر التي يعتمدون عليها في العيش. وفي حالة الإسكندنافين النرويج, تسبب الإسكندنافيون في تآكل التربة و إقتلاع الاشجار, و التي كانت مشكلة كبيرة بالنسبة لهم لأن لأنهم كانت تعوزهم الغابات من أجل الفحم .. وسيلتهم لتصنيع الحديد. |