| Sanki ben o boktan evlilikteyken de üzgün olduklarını söylemiyorlarmış gibi. | Open Subtitles | مثل ، انت لم تتأسف عندما كنت عالق في زواج سيء |
| Arkadaşım çok üzgün. | Open Subtitles | صديقتي تتأسف للغاية ولكن والدتها مريضة للغاية |
| Üzülme. Futbol hayatımı 80.000 kişinin önünde bitirmek kötü değil. | Open Subtitles | لا تتأسف, الخروج امام 80000 متفرج ليس سيئا |
| Neden dolayı üzgünsün çocuk? | Open Subtitles | على ماذا تتأسف يا فتى؟ |
| Sen özür diliyorsun çünkü tek şansın bu | Open Subtitles | أنت تتأسف فقط، لأنه ليس لديك خيار سوى أن تتأسف. |
| Şayet bir tezgah çeviriyorsan sakın özür dileme. | Open Subtitles | لا تتأسف أبداً الا في حالة انك تواصل الخداع |
| Avery, Michelle arabasıyla sana çarptığı için üzgün ve beraberce durumu çözebileceğinize inanıyor. | Open Subtitles | أفيري ، ميشيل تتأسف لك لقد خبطتك بيسارتها و هي تتمنى أن تنجح العلاقة بينكما |
| Lisede de üzgün olurdun ama liseye gitmedin. | Open Subtitles | وكنت سوف تتأسف في المدرسة العليا ولكنك لم تذهب إليها أبداً |
| Kremayı ben sürdüm ama pasta ondan. Çünkü sana kızdığı için çok üzgün. | Open Subtitles | أنا قمت بالتزيين، ولكنها هي من خبزت الكعكة لقد أتت لكيّ تتأسف من أنها جن جنونها أمامك |
| Doktorlar ağrı kesici vermiş. Burada olamadığı için çok üzgün. | Open Subtitles | الأطباء وصفوا لها مجموعة من مُسكنات الألم وهى تتأسف لعدم تمكنها من الحضور هنا |
| Cal ve Joe John da üzgünler. Carol da üzgün tabi. | Open Subtitles | كال ، وجو جون) يتأسفان لك) و (كارول) تتأسف لك أيضاً |
| Üzülme. Şu an olanlar gerçek değil. | Open Subtitles | لا تتأسف , أيا ما كنت تعتقد أنه يحدث ليس حقيقي |
| Üzülme. Ne derler bilirsin: | Open Subtitles | لا تتأسف , أتعلم ما يقولون عنها ؟ |
| Bunun için asla Üzülme. | Open Subtitles | لا تتأسف على هذا مطلقاً |
| Neden üzgünsün, siktiğim? | Open Subtitles | لمَ تتأسف إلىّ، أيها المغفل. |
| Neden üzgünsün? Sikik. | Open Subtitles | علام تتأسف إلىّ؟ |
| Neyse, oldukça garip bir şekilde özür diliyorsun. | Open Subtitles | على أي حال ، تبدو غريباً و أنت تتأسف |
| özür diliyorsun | Open Subtitles | -أنت تتأسف ؟ -أنا آسف . -أنت تتأسف ؟ |
| - özür dileme. O kadar az süre kalmış ki, bütün stratejiyi planlamak çok zor. Strateji mi? | Open Subtitles | -لا تتأسف هناك القليل من الوقت لتجميع "استراتيجية " |
| Bir an garip olduğunu düşünüyorsun sonra da gittiği için üzülüyorsun. | Open Subtitles | مرة تعتقد بأنها غريبة واخرى تتأسف لأنها ذهبت |
| Lordum bu konuyu bana bıraktığına pişman olmayacak. | Open Subtitles | سيادتكم، لن تتأسف إن تركت هذه المسألة على عاتقي. |
| Alışıldık imkânlar mevcut ancak yönetim üzülerek belirtir ki maalesef göz yaşartmayan şampuan yok. | Open Subtitles | فيه جميع وسائل الراحة المعتادة، مع أن الإدارة تتأسف لإبلاغكم بأن الشامبو ليس من النوع الذي لا يسبب ذرف الدموع. |
| Ya da 'özür dilerim' diyebilirsin ve ben de para almam. | Open Subtitles | أو يمكنك أن تتأسف لي , وأتصل بابنك مجاناً |
| Yapıp yapıp, sonra da özür mü diliyorsun? | Open Subtitles | انت تفعل ما يحلو لك، وبعدها تتأسف. |