| - Taşıtlarınıza gidin. Basın ile konuşmayın. - Bu mu? | Open Subtitles | مباشرة الى وسيلة نقلكم لا تتحدثوا مع الصحافة |
| Basın ile konuşmayın. | Open Subtitles | توجهوا مباشرة الى وسيلة نقلكم ولا تتحدثوا مع الصحافة |
| Hayır, hayır, hayır. İlişkinizi tanımlamanız gerekir. konuşmaya ihtiyacınız var. | Open Subtitles | لا لا ، عليكم أن تعرّفوا العلاقة عليكم أن تتحدثوا |
| Sizden tek istediğim, çocuklar, konuşmanız gerekiyorsa yapacaklarınızdan konuşun. | Open Subtitles | كل مااريدكم أن تتحدثوا عنه هو ما الذي ستفعلونه |
| Siz yetişkinler hiçbir şey hakkında, Konuşmak istemediğinizi söylüyorsunuz. | Open Subtitles | انتم تقولون هذا بشأن كل شيء لا تريدون ان تتحدثوا عنه |
| Seni bu numarandan geç vakitte arıyor ve saatlece konuşuyorsunuz. | Open Subtitles | انها تتصل بهذا الرقم انتم تتحدثوا لساعات |
| Havadan sudan konuşma becerinizi biraz geliştirmelisiniz. | Open Subtitles | يجدر بكم أيها القوم أن تتحدثوا كثيراً مع بعضكم البعض اعذروني |
| Bu görev hakkında asla konuşmayacaksınız. | Open Subtitles | هذه مهمه لن تتحدثوا عنها أبداً |
| Niye oturup konuşmadınız? İkinizin birbirinize yakın olduğunu sanıyordum. | Open Subtitles | لما لم تتحدثوا بذلك كما هو معتاد بأحاديث الفتيات الليلية؟ |
| Peki ne hakkında konuşuyordunuz? | Open Subtitles | إذن ما الذى كنتم تتحدثوا عنه ؟ |
| Direk taşıtlarınıza gidin. Basın ile konuşmayın. | Open Subtitles | توجهوا مباشرة الى وسيلة نقلكم .. ولا تتحدثوا |
| Ben konuşurken konuşmayın, hiçbir zaman "Miller zamanı" demeyin ve ameliyathanede losyon kokusundan nefret ederim. | Open Subtitles | لا تتحدثوا بينما أنا أتحدث و لا أحب رائحة الكولونيا و أنا في غرفة العمليات |
| Ama onları sorgulamayın ve herhangi bir şekilde onlarla konuşmayın. | Open Subtitles | لكن لا تتسائلوا عنها ولا تتحدثوا بأي طريقة. |
| Telefona cevap vermeyin, kimseyle konuşmayın... | Open Subtitles | ولا تجيبوا على الهاتِف ولا تتحدثوا إلى أى أحدِ |
| Benimle bu şekilde konuşmaya hakkın yok! | Open Subtitles | ليس لديكم حق فى أن تتحدثوا معى بهذه الطريقة |
| Bu yüzden, sizin köyün yargıcı ile konuşmanız gerekiyor. | Open Subtitles | لذلك , عليكم أن تتحدثوا إلى قاضي القريةَ حَسَناً. |
| Ama bazen bütün yaptığınız bu. Birbirinizle Konuşmak. Yanınızda ben olsam bile. | Open Subtitles | و لكن أحياناً ، هذا كل ما تفعلاه تتحدثوا مع بعضكم البعض حتي و أنا موجودة |
| Ailem fıttıracak. Yanlış anlama ben ailemi seviyorum ama siz birbirinizle gerçekten konuşuyorsunuz. | Open Subtitles | أحب عائلتي ، لا تفهمني علي محمل الخطأ و لكنكم يا رفاق تتحدثوا مع بعضكم البعض |
| Ollie'ye de al göl evine git. Kimseye bir şey söyleme ve sakın polisle konuşma. | Open Subtitles | اسمعيني جيداً خذي "أولي" و إذهبوا إلى منزل البحيره لا تخبروا أحداً ولا تتحدثوا مع الشرطة |
| Asla konuşmayacaksınız, anladınız mı? | Open Subtitles | وحينها يجب الا تتحدثوا ابدا , مفهوم ؟ |
| Seçim hilesi davanızla alâkalı bir şey konuşmadınız mı? | Open Subtitles | ألم تتحدثوا عن قضية تزوير الإنتخابات؟ |
| Peki, ne hakkında konuşuyordunuz bakalım? | Open Subtitles | لذا ، ما الذي تتحدثوا عنه؟ |
| - Bir saniye, komiser ile konuşmalısınız. | Open Subtitles | استمعوا الى يجب ان تتحدثوا الى يجب ان تتحدثوا الى الرقيب هل |
| Şimdi onu görebilirsiniz. Fakat çok konuşup heyecanlandırmayın, tamam mı? | Open Subtitles | يمكنكم رؤيتها الآن، لكن لا تتحدثوا معها كثيرا أو تثيروا أعصابها، حسنا؟ |
| Benime konuşana dek, basına bir şey söylemeyin. | Open Subtitles | لا تتحدثوا الى الصحافة قبل الحديث لىّ أولاً |
| Bak, bak... Geri döneceğim. Hiç kimse konuşmasın. | Open Subtitles | إسمعوا سأعود قريباً لا تتحدثوا مع أحد |
| Ve kısa cümlelerle konuşmanızı öneririm çünkü konsantrasyonu uyuşturucu bağımlısı bir gelincik kadar. | Open Subtitles | و أقترح أن تتحدثوا في جمل قصيرة لأن مدى استيعابه كابن مقرض تحت تأثير المخدر |
| Tamam, ama hepsinden B alırsam benimle tüm yaz konuşmazsınız. | Open Subtitles | لا يمكن أن تتحدثوا معي طوال الصيف حسنا.. |