| Hala almaya paranın yetmeyeceği şeyler için telefondan alışveriş mi yapıyorsun? | Open Subtitles | مازلت تتسوقين على هاتفك من أجل أشياء لا تستطيعين تحمل كلفتها؟ |
| Dinle, zevklerine tamamen saygı göstersem de, ayakkabıların ve kıyafetlerine, Morgan Carter gibi alışveriş yapıyorsun. | Open Subtitles | اسمعي، بينما أحترم ذوقك في الأحذية والملابس فأنت تتسوقين كمورغان كارتر |
| Çünkü hepsini birden saklayamam. alışveriş yapıyormuşsun. | Open Subtitles | لأنى لا أستطيع الأحتفاظ بكل ذلك. لقد كنتى تتسوقين |
| -Evet..alışverişe çıkılmış.. ..basında birden ilgi görecek biri olmak gibi. | Open Subtitles | نعم احب عندما تتسوقين , وتحضرين اشياء تجعل المكان اقل بساطة |
| Niye Amy ile Bernadette'le alışverişe gitmedin ki? | Open Subtitles | لِمَ لا تتسوقين مع آيمي و بيرناديت؟ |
| En iyi arkadaşımız evde dirseklerini çiğniyor, ve sen at alışverişi mi yapıyorsun? | Open Subtitles | صديقتنا المفضله في منزلها ! و انتي تتسوقين الأحصنه |
| - Alışverişte miydin? | Open Subtitles | هل كنتِ تتسوقين ؟ |
| Bir daha alış-veriş yaparken, paraya kıy, albakor balığı al. | Open Subtitles | عندما تتسوقين في المرة القادمة لم لا تختارين طعاما جيدا |
| En azından kötüler mağazasından alışveriş yapmayı bırakmışsın. | Open Subtitles | على الأقل لا تتسوقين بدور الشريرة القوية حولنا |
| Daha sevişmedik bile, benim için alışveriş mi yaptın? | Open Subtitles | -نحن لم نمارس الحب بعد ؟ وانتي تتسوقين لي ؟ ؟ |
| - Sen de güneşlenip, alışveriş yapıyorsun. | Open Subtitles | أنتِ قضيتِ عطلتك تتشمسين و تتسوقين. |
| Belli ki Brooklyn'den alışveriş yapmıyorsun. | Open Subtitles | من الواضح انكِ لا تتسوقين فى بروكلين |
| İnternetten alışveriş mi yapıyordun? | Open Subtitles | هَلْ كُنْتَ تتسوقين بالإنترنت؟ |
| Hayır, anne ben Rory için alışveriş ediyorum. Sen hayali torunun Barbara Hutton için alışveriş yapıyorsun. | Open Subtitles | أنا أتسوق لها وأنتي تتسوقين ( لحفيدتك الخيالية ( باربرا هوتون |
| Galiba alışverişe gittin. | Open Subtitles | أظن أنكِ كنتِ تتسوقين |
| Bu ne tesadüf, alışverişe mi çıktın? | Open Subtitles | يا لها من مصادفة ... هل تتسوقين ؟ |
| Her zaman alışverişe çıkmıyorsun. | Open Subtitles | أنتِ لا تتسوقين دوما |
| - Sen alışverişe mi gittin? | Open Subtitles | .. - هل كنتى تتسوقين ؟ |
| Seni görmek güzel oldu. Çeyiz alışverişi mi yapıyorsun? | Open Subtitles | سعيد برؤيتك هل تتسوقين لشراء جهاز عرسك؟ |
| Şimdi bununla birlikte, Burritoville'de kolye alışverişi yaptığına onları emin bir hale getiriyorsun. | Open Subtitles | والآن بعد ان اصبحت تتسوقين "للقلائد في "بوريتوفيل ستنالينهم بالتأكيد |
| Ciddi ciddi mücevher alışverişi mi yapıyorsun şu an? | Open Subtitles | أحقاً تتسوقين الحلي الآن ؟ |
| Eee, Gladycik, Benç'te etrafta alış-veriş yaparken seni izledim ve şunu çok merak ettim, senin gibi güzel, genç bir zebani ruhları cehenneme yollamadığı zamanlarda ne yapar? | Open Subtitles | إذاً ، مشتريات لطيفة كنت أراقبك تتسوقين حول المتجر و كنت أتساءل |