| Korra kaçıyor ama takım arkadaşına çarpıyor. | Open Subtitles | كورا تتفادى ولكن أوه ولكنها اصطدمت بصديقها فى الفريق |
| İki adam diğer kadına yardım etmek için kalkarken, o, acı çeken kadına doğrudan bakmaktan kaçıyor. | Open Subtitles | بينما ينهض الرجلان لمساعدة المرأة الأخرى تتفادى النظر مباشرة إلى المرأة المحتضرة |
| Tüm yapmamız gereken kazadan kaçınmak. | Open Subtitles | كُلّ ما يَجِبُ عليك أَنْ تتفادى الحوادثَ، ذلك كُلّ |
| Şimdi, temasla geçen DNA'dan kaçınmak isteseydiniz, ...bunu nasıl yapardınız? | Open Subtitles | إن أردتَ أن تتفادى تخليف آثار الحمض النووي اللمسي كيف يمكنك ذلك؟ |
| Çete üyeleri her ne pahasına olursa olsun bundan kaçınırlar. | Open Subtitles | العصابات تتفادى هذا الأمر مهما كانت الصعوبات |
| Aslanlar genelde bu sıcakta avlanmaktan kaçınırlar. | Open Subtitles | تتفادى الأسود عادةً الصيد في أجواء حارّة كهذه |
| Harold Zidler'ın dahice yalanları bir kez daha felaketi önlemişti. | Open Subtitles | أكاذيب هارولد زيدلير البالغة الذكاء للمرة الثانية تتفادى كارثة |
| O sadece bana hiç de az sayılmayacak olan borcunu ödemeden kayboldu. | Open Subtitles | لقد هربت لكي تتفادى دينها الكبير لي |
| Kertenkele kavrulan kumdan kaçıyor. | Open Subtitles | تتفادى هذه السحليه حراره الرمال. |
| Hannah senden kaçıyor, tatlım. | Open Subtitles | هانا) تتفادى مقابلتك عزيزتي) |
| Görsel temastan kaçınmak için durun. | Open Subtitles | توقف حتى تتفادى إمكان رصدهم لك |
| Harold Zidler'ın parlak yalanları bir kez daha bir felaketi önlemişti. | Open Subtitles | أكاذيب هارولد زيدلير البالغة الذكاء للمرة الثانية تتفادى كارثة |
| Sadece bana hiç az sayılmayacak borcunu ödemeden ortadan kayboldu. - O kaçmadı. | Open Subtitles | لقد هربت لكي تتفادى دينها الكبير لي |