| Üzerimde para ve telefon olmadan geri dönmek zorunda kaldım. | Open Subtitles | تحتم علي المشي للمنزل بدون أية نقود أو وسيلة اتصال |
| Tabi ki hayır. Ben de onu becermek zorunda kaldım. | Open Subtitles | قطعاً لا ولكن تحتم علي أن أمارس الجنس معه بعد ذلك |
| Domuz gribiyle salgın örneklerini karıştırabilmek için buraya girmem gerekti. | Open Subtitles | ولهذا تحتم علي المجيء هنا لمزج إنفلونزا الخنازير بعينات الإنفلونزا |
| Kocamın hediyesini korumalarıma seçtirmem gerekti. | Open Subtitles | تحتم علي ان اسأل حارسي الشخصي عن هدية زوجي |
| Vietnam'a gitmek istiyorum... ve gerekirse orada öleceğim. | Open Subtitles | اريد ان اذهب الي فيتنام و ساموت هناك اذا تحتم علي ذلك |
| Size hizmet etmek, itaat etmek gerekirse ugrunuzda ölmek için yemin ettim ama birakin onu, Khaleesi. | Open Subtitles | أقسمت أن أخدمكِ , أطيعكِ أن أموت من أجلك إن تحتم علي ذلك لكن دعيه يرحل يا ملكتي |
| Sormak zorundaydım. Evet demek zorunda değildin. | Open Subtitles | تحتم علي أن أسأل, و لم يتحتم عليك أن توافقي |
| Ama bir şeyler yapmak zorundaydım. Sahiplenilmiş insanlar kaçırılır Bo! | Open Subtitles | تحتم علي التصرف هكذا البشر المملوكون يتم اختطافهم بو |
| Normalde öyle durmam ama dünyanın en tatlı otostopçusu için durmak zorunda kaldım! | Open Subtitles | حسناً, أنا عادة لا أتوقف هكذا ولكن تحتم علي ذلك من أجل أجمل مسافر على الطريق في العالم |
| Diğer adamı öldürmek zorunda kaldım. - İyi birisiydi ama. | Open Subtitles | تحتم علي قتل الشخص الآخر، لقد كان رجلاً طيباً |
| O sabah çocuklara açıklamak zorunda kaldım. | Open Subtitles | تحتم علي التفسير لأولئك الفتية في الصباح التالي |
| Epey eşelemek zorunda kaldım canım benim bile rahatsız olduğum kişilerle irtibata geçmem gerekti. | Open Subtitles | تحتم علي البحث بعمق يا عزيزتي وأتصل بمعارفي حتى أجد شيء تافه إلى حد ما |
| Sana vurduğum gece yalan söylemek zorunda kaldım. | Open Subtitles | عندما صدمتك تلك الليلة، تحتم علي الكذب. |
| Müvekkiliniz, delilleri yok etme üzerinde olduğu için hızlıca yazmam gerekti. | Open Subtitles | حسنٌ، تحتم علي كتابتها بسرعة. لأن عملائك كانوا على شفا حفرة من تدمير الأدلة. |
| Prezervatif almam gerekti. | Open Subtitles | تحتم علي شـراء الأوقية الذكرية. |
| Bu bahçelerde bir kez daha ağır ağır yürümem gerekirse, kendimi uçurumdan atacağım. | Open Subtitles | إذا تحتم علي أخذ نزهة أخيرة في هذه الحدائق، سألقي بنفسي من على المنحدر |
| Eğer tahminde bulunman gerekirse, bunu M1R-992'ye dayanarak yapardım. | Open Subtitles | إن تحتم علي عمل مخطط, فسأعتمد على الادلة المأخوذة من ام1أر-992. |
| Ama öğrenmek zorundaydım. | Open Subtitles | ولكن تحتم علي تحتم علي أن أعرف ما إذا كان حقيقيًا |
| Ne kadar ciddi olduğumu göstermek zorundaydım. Kayıtlar bunun için iyi bir yoldu. | Open Subtitles | تحتم علي أن أريها أنّي جاد كانت المذكرات طريقة لفعل ذلك |