| Yalancı biri ise baskı altında kaldığında hazırladığı cümleleri sürekli tekrar eder. | Open Subtitles | أما الكاذب فلديه جمل معدة سلفا يرجع إليها عندما يكون تحت ضغط |
| Ayrıca, onun açısından bakarsak, nerdeyse hayatının her alanında baskı altında. | Open Subtitles | في دفاعها أنها تحت ضغط حاد من كل شيء في حياتها |
| Hadi, bana yardım etmelisin burda. Çok fazla baskı altındayım. | Open Subtitles | هيا يجب عليك مساعدتى، أنا أشعر بأننى تحت ضغط كبير |
| Şunu diyebilirim ki açıkça stres altında ama hiç de yalan söylemiyor. | Open Subtitles | سأقول أنها وقعت تحت ضغط كبير لكنها بالضروره ليست كاذبه |
| Çok büyük baskı altındayız ve bizi bu baskının altına siz soktunuz. | Open Subtitles | أنت تعرفون أننا تحت ضغط كبير أنتما من تسبب في ذلك |
| Çünkü en uygun adaydı ve polis baskı altındaydı... | Open Subtitles | ! .. لأن "آرون" كان مناسب والشرطة كانت تحت ضغط |
| Sadece bir hafta oldu ve bir ton baskı altındasın ama... | Open Subtitles | أعلم أنه قد مضى اسبوع وأنتِ تحت ضغط كبير |
| Biliyorsunuz, Tom çok büyük bir baskı altında. | Open Subtitles | انت تتفهم طبعا بأنّ توم تحت ضغط عصبى عظيم |
| Eşi kanserli. baskı altında. Rahat bırak onu. | Open Subtitles | زوجته مريضة بالسرطان انه تحت ضغط , اتركه و شأنه |
| - Tabii ki yapabilirsin. Hayır yani, ben sadece programcıyım ve baskı altında iyi çalışabileceğimi sanmıyorum. | Open Subtitles | كلا ، انا مبرمجة فقط ولا استطيع العمل تحت ضغط |
| Yönetim, baskı altında olan Tony Almeida'da. Bandın sahte olduğuna inanmıyor, uygun protokolü uyguluyor. | Open Subtitles | توني ألميدا هو المسئول هناك وهو الآن تحت ضغط كبير ولا يعتقد بأن التسجيل مزيف |
| Bana Başkan'ın durumdan rahatsız olduğunu söylediler, ama askeri danışmanları tarafından hatırı sayılır bir baskı altında olduğunu belirttiler. | Open Subtitles | أخبروني أن الرئيس ليس راضٍ عن الوضع لكنه تحت ضغط كبير من قبل مستشاريه العسكريين |
| Hadi, bana yardım etmelisin burda. Çok fazla baskı altındayım. | Open Subtitles | هيا يجب عليك مساعدتى، أنا أشعر بأننى تحت ضغط كبير |
| Carla'yı iteklemem hataydı, ama son zamanlarda büyük baskı altındayım. | Open Subtitles | اعرفانى مخطئ بدفعى لكارلا ولكنى كنت تحت ضغط شديد |
| Kaçıyor, stres altında? İyi iş çıkarmış doğrusu. | Open Subtitles | لقد قام بعمل جيد بالرغم من أنـه كان تحت ضغط كبير |
| Kaçıyor, stres altında? İyi iş çıkarmış doğrusu. | Open Subtitles | لقد قام بعمل جيد بالرغم من أنـه كان تحت ضغط كبير |
| Ama büyük baskı altındayız, ve de hızlı hareket etmeliyiz. | Open Subtitles | ولكننا تحت ضغط كبير وعلينا التحرك بسرعة, |
| Çok baskı altındaydı, ve sende son zamanlarda, çok zorladın.... | Open Subtitles | كان تحت ضغط كبير ولما لم تكن صعب مؤخراً |
| Sürekli baskı altındasın ama hiç böyle olmuyorsun. | Open Subtitles | أنت تحت ضغط مستمر و لكنك لم تنهار |
| Onu en iyi şekilde tamamlayabilmek adına büyük baskı altındaydım. | Open Subtitles | كنت تحت ضغط كثير لأُنهي كتابي, وأجعله جيدًا. |
| Bahçede adamı gördüğünüz zaman, herhangi bir baskı altına girdiniz mi? | Open Subtitles | عندما رأيت الرجل بالحديقة هل كنت تحت ضغط بأيةِ حال ؟ |
| Biraz ağlamış olabilirim ama o zaman çok yorgundum ve çok fazla stres altındaydım. | Open Subtitles | من المحتمل أنني ذرفت بعض الدموع لكنني كنتُ متعباً وكنتُ تحت ضغط شديد |
| Değerlendiren gözlerin baskısı altında tıkandım. | TED | اختنقت تحت ضغط هذه العيون التقييمية عليّ. |
| Bakın, ofiste olmadığımızı ve herkesin çok stresli olmasını anlıyorum. | Open Subtitles | انظروا، أتفهم أننا لسنا في المكتب والجميع تحت ضغط كبير |
| Dinle Molly, büyük stres altındayım. | Open Subtitles | و,مولي انظري, انا تحت ضغط كبير جدا |
| Yaptıklarını tanıtmaları lazım, büyük bir baskı altındalar; çok kalabalık bir pazarda merhamet için rekabet ediyorlar. | TED | فهم يحتاجون إلى الدعاية، حيث يعملون تحت ضغط هائل، ويتنافسون في سوق مزدحم للغاية من أجل كسب التعاطف. |
| Şu an çok stres altındasın... annenle ve kardeşlerinle olan biten herşey yüzünden... | Open Subtitles | أن تحت ضغط هائل في الفترة الحالية بسبب ما يجري مع مع أمك ومع أشقائك |
| Çok büyük bir baskı altındaydın. | Open Subtitles | لقد كنتَ تحت ضغط هائل |