| Öyle harikulade bir bilim seviyesine hükmediyoruz ki, ...atomik güç üzerindeki eski Amerikan ve Rus kontrolü göze hastalıklı gelecek. | Open Subtitles | نحن نتقن العلوم جيدًا مما يجعل تحكّم أمريكا وروسيا القديم بالقوة النووية يبدو مثيرًا للشفقة |
| Etki... o bildiğin beyin kontrolü. Hipnoz gibi. | Open Subtitles | الاستحواز الذهنيّ مُجرّد تحكّم بالعقل، مثل التنويم المغناطيسي |
| Bu herif'de Kuklacı tarafından Kontrol edilen kuklaklardan biri sadece. | Open Subtitles | هذا الرجل هو فقط دمية أخرى تحكّم بها سيّد الدمية. |
| Şimdi eğer hareket çok önemli ise, beynin hareketi nasıl Kontrol ettiğini ne kadar iyi anlayabiliyoruz? | TED | الآن إذا كانت الحركة مهمّة لهذا الحدّ، أين وصلنا في فهم كيفية تحكّم الدماغ في حركة؟ |
| Su seviyesini, odanın yanlarındaki ızgaralardan dışarı boşaltarak azaltabilecek bir uzaktan kumanda buldun. | TED | لقد قمت بتركيب جهاز تحكّم بإمكانه تخفيض مستوى المياه عن طريق إخراجها عبر فتحات مغطاة بقضبان حديدية في جوانب الغرفة. |
| Bu kadar etkilenmiş gibi davranma ama evet Katherine Pierce Elena Gilbert'ın vücudu üzerinde kalıcı kontrole sahip. | Open Subtitles | حاولي ألّا تبدو عليك الدهشة الشديدة. لكن أجل، أصبح الآن لـ (كاثرين بيرث) تحكّم دائم على جسد (إيلينا غيلبرت). |
| Belirli hesaplar Scott Tolliver'in kontrolü altında. | Open Subtitles | بتفـجير كبير الحسابات الخاصة تحت تحكّم سكوت توليفر |
| Safra tankı, denge tankı, reaktör kontrolü, türbin kontrolü. | Open Subtitles | حوض صابورة، وحوض مُتوازن، تحكّم بالمفاعل، وتحكّم بالتوربينة. |
| Bak, sana öfke kontrolü sorunların var dedim çünkü adını koyamamıştım. | Open Subtitles | سميت ما تكابدينه مشكلة تحكّم بالغضب لأنّي أجهل بما أسميه غير ذلك. |
| Kitlesel psikoseksüel zihin kontrolü için mi? | Open Subtitles | تحكّم جماعيّ بالعقول ذي دوافع جنسية مختلة؟ |
| Yapay zekanın bina üzerinde kontrolü mü var? | Open Subtitles | و ذلك الذكاء الإصطناعي... لديه تحكّم في أنظمة المبنى؟ |
| Belirli hesaplar, büyük simsar Scott Tolliver'ın kontrolü altında. | Open Subtitles | "الحسابات الخاصة تحت تحكّم "سكوت توليفير وسيط كبير |
| Dedektif bu soytarı üzerinde hiç mi Kontrol yetkiniz yok sizin? | Open Subtitles | أيّتها العميلة ، أليس لديكِ أيّ تحكّم في هذا المهرّج؟ |
| Kontrol gücümüz ve irademiz olduğunu sanıyoruz ama doğru şartlar altında hepimiz cinayet işleyebiliriz. | Open Subtitles | نودّ ان نعتبر أنّ لدينا إرادة حرّة و تحكّم بالذات لكن في ظلّ الظروف المُناسبة، أيّ منّا قادر على أن يصبح قاتلاً |
| Bir yabancı 18 yıl boyunca hayatını yalanlarla ve etkilerle Kontrol etmiş olsa sen de kızmaz mıydın? | Open Subtitles | أما حنقت على غريب تحكّم سرًّا في حياتك بالكذب والإذهان لـ 18 سنة؟ |
| I-95 karayolu üstünde bir binada, yerin altı kat altındaki bir Kontrol merkezi burası. | Open Subtitles | والذي هو مبنى على الطريق السريع 95 مع مركز تحكّم بستّة طوابق تحت الأرض |
| uzaktan kumanda ile yönetilen bir zavallıyım ve haplarım başucumda. | Open Subtitles | أجلس في قبو مع جهاز تحكّم وحبوب إلى جانبي |
| Büyük koltuk, kaliteli ekran, uzaktan kumanda. | Open Subtitles | كرسي كبير، شاشة، جهاز تحكّم عن بُعد |
| - Kaç tane kumanda gerekli ki? | Open Subtitles | كم جهاز تحكّم نحتاج ؟ - ألا يمكنك ان تجمّده فحسب - |
| Bu kadar etkilenmiş gibi davranma ama evet Katherine Pierce Elena Gilbert'ın vücudu üzerinde kalıcı kontrole sahip. | Open Subtitles | حاولي ألّا تبدو عليك الدهشة الشديدة. لكن أجل، أصبح الآن لـ (كاثرين بيرث) تحكّم دائم على جسد (إيلينا غيلبرت). |
| Küçülttüler. uzaktan kumandalı mikrodalga detonatör kullanıyorlar. | Open Subtitles | لقد بلغوا تلك المرحلة، لديهم جهاز تحكّم عن بعد بالتّفجير قد يكون يعمل على الموجة الصّغرى |