| Büyük bir başarı yakaladığıma göre, kendimi şımartmak istiyorum. | Open Subtitles | حسناً ، بما أني ناجحة جداً فأنا أريد تدليل نفسي |
| Ve soylu bir misafiri şımartmak için istekli oluşumuz ve iyi niyetimiz? | Open Subtitles | ونيتنا الحسنة وحرصنا على تدليل الضيوف الملكيين؟ |
| Tüm kazandıklarını bu adamları şımartmak için harcarlar. | Open Subtitles | كل ما يكسبنه يضيع في تدليل هؤلاء الشبان |
| Ama rakibim bu sendikaları, ekonomiye olacak etkilerini gözardı ederek şımartmaya devam etmek istiyor. | Open Subtitles | ولكن خصمي يُريد أن يُحافظ على تدليل الإتحادات، بغَض النَظر عن ما هو الحال في الإقتصَاد. |
| Minik kızımı şımartmaya gücüm yetebilir. | Open Subtitles | يمكنني تحمل نفقة تدليل إبنتي الصغيرة |
| Kız arkadaşımı şımartmaktan hoşlanırım. | Open Subtitles | أنا أحب تدليل الفتاة التي أخرج معها. |
| Oğlanı şımartmaktan vazgeç. | Open Subtitles | توقف عن تدليل الطفل |
| Hâlâ buradayken karımı şımartmak görevim değil mi? | Open Subtitles | أليس من واجبي تدليل زوجتي بينما أنا هنا |
| Amacımız bedeni şımartmak değil, ruhu güçlendirmek. | Open Subtitles | -هدفنا ليس تدليل الجسد ولكن تعزيز الروح |