| Sosyal yardım planımıza nasıl katkıda bulunabileceğinizi internet sitemizde okuyun. | Open Subtitles | اقرأ وتعرف كيف تساهم في بناء نظام الرفاة الاجتماعي معنا |
| Kariyeriniz kim olduğunuza bir miktar katkıda bulunur. | TED | بالطبع إنّ حياتكم المهنية تساهم في تكوين جزء من شخصيتكم. |
| Onu otururken görüyorum, o tembel, miskin, aylak porselen toplumuna hiç katkıda bulunmadan başkalarının kakasıyla besleniyor! | Open Subtitles | رأيتها جالسة هناك بكسل ذلك الخزف الملعون تتغذى على فضلات البشر دون ان تساهم في المجتمع |
| Birbirlerine yakın yüzerek ve her biri yanındaki balığın hareketine tepki vererek her bir balık bu "sürü zekâsı"na katkıda bulunur. | Open Subtitles | بالسباحة قرب بعضهما والاستجابة فقط لحركة جيرانها فإن كل سمكة تساهم في ذكاء السرب |
| Biraz olsun kendini düşünmesen de başkalarının hayaline katkıda bulunsan? | Open Subtitles | لماذا لا تستريح من التفكير بنفسك طوال الوقت و تساهم في نجاح حلم شخص آخر ؟ |
| Genetik yapımız ve yaşamlarımız boyunca karşılaştığımız mikrobiyal ekosistemlerimize katkıda bulunan mikroplar gibi şeyler. | TED | حسنا، أشياء مثل تكويننا الوراثي والميكروبات التي نواجهها خلال حياتنا من الممكن أن تساهم في أنظمتنا الإيكولوجية الميكروبية. |
| Türümüz soylarının tükenmesi tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Ve sen kıyıma katkıda bulundun. | Open Subtitles | شعبك يواجه الانقراض وأنت تساهم في فنائه |
| Biz burada olan biten hiçbirşeye katkıda bulunmadık. | Open Subtitles | أنت لم تساهم في وضع هذا الهراء |
| Guruba katkıda bulunabilirsiniz veya bir parazit gibi kendi çıkarınızı düşünebilirsiniz. | Open Subtitles | يمكنك أن تساهم في الجمع، أَو يُمكنك أَن تكون طُفيلي و تستغل الفرصة الجمع... |
| Bir şeyleri değiştirme şansın olur, daha sonra dünyayı daha iyi hale getirmek için katkıda bulunma olasılığın var." | Open Subtitles | "وأنه تُوجدُ فرصٌ لتغيير مسار الأمور فإنه توجد احتمالية بأنه يمكنك أن تساهم" "في صُنع عالم أفضل |
| Sence katkıda mı bulunuyorsun? | Open Subtitles | هل تظن أنك تساهم في فعل شئ؟ |
| Sense hiçbir katkıda bulunmuyorsun. | Open Subtitles | ولاأرى أنك تساهم في ذلك |
| Bayan Owen amacıma katkıda bulunmak istemiş. | Open Subtitles | أرادت أن تساهم في القضيّة. |
| Milyonlarca insan, tıbbi araştırmacıların protein katlanması sorununu çözebilmesi için bilgisayarlarını kullanmadıkları zaman internet üzerinden bağlanarak süper-bilgisayar kolektifleri yaratılmasına katkıda bulundular. Bu Stanford'daki Folding at Home adlı program. Kodları kırmak için. Uzayda yaşam aramak için. | TED | وقد ساهمت الملايين من الناس بحواسيبهم عندما لا تكون في حالة استخدام لربطها معا من خلال شبكة الانترنت لإجراء حوسبة فائقة مشتركة تساهم في حل مشكلة تجميع البروتين لفائدة الباحثين الطبيين. يدعى هذا برنامج "Folding at Home" التّابع لجامعة ستانفورد. وفك الرموز. للبحث عن آثار للحياة في الفضاء الخارجي. |
| Kadınlar iş gücünde muazzam aşama kaydetti ama hala devlet ve ticaret gibi alanlarda yüksek kademelerdeki kadınlar çok az. Kim iyi bir CEO veya senatör olur diye düşündüğümüzde mantık,sabır,yetenek gibi nitelikleri olan biri, bizim kültürümüzde kadından ziyade erkek akla geliyor. ve PMS miti buna katkıda bulunuyor. | TED | السيدات صنعوا قفزات هائلة في القوة العاملة ، ولكن لا يزال هناك عدد ضئيل من النساء في اعلى المناصب في المجالات مثل الحكومات أوالأعمال، وعندما نفكر في من هو المدير التنفيذي الجيد او عضو مجلس الشيوخ، هو شخص يملك صفات مثل العقلانية الثبات ، الكفاءة تأتي الى الاذهان ، و في ثقافتنا ، هذا يبدو كرجل أكثر من مرأة ، واسطورة ال PMS تساهم في ذلك . |