| Dinle, aslında bunu, kendim için aldım, ama belki senin daha çok işine yarar. | Open Subtitles | إستمعي إلي، كنت أفكر أشتريت هذه لنفسي ربما يمكنك أن تستفيدي منه أكثر مني |
| Belki sizin daha çok işinize yarar. | Open Subtitles | ربما سوف تستفيدي منها أكثر مني. |
| Ama belki senin daha çok işine yarar | Open Subtitles | ربما يمكنك أن تستفيدي منه أكثر مني |
| Ama bu özelliğinden yararlanmak için benim koltuğumda oturuyor olman gerekir. | Open Subtitles | و لكن لكي تستفيدي منها يجب أن تكوني جالسة في مقعدي |
| Evet, siz yapabilirsiniz onu yararlanmak almak değil mi? | Open Subtitles | أجل ، إذاً لماذا لا تستفيدي منه بينما تستطيعين ؟ |
| Belki bu içine girme olayını bir avantaj olarak kullanabilirsin. | Open Subtitles | ربّما يجب أن تستفيدي من حياتك. |
| İşine yarar gibime geliyor. - Şu sıfat. | Open Subtitles | يبدو أنك قد تستفيدي منها. |
| Ancak bu özellikten yararlanmak için tatlım benim koltuğumda oturuyor olman gerekiyor. | Open Subtitles | و لكن لكي تستفيدي منها يجب أن تكوني جالسة في مقعدي |
| Güzel . Bunu kullanabilirsin. | Open Subtitles | إنها رائعة، يمكنك أن تستفيدي منها. |
| Salı günü benim konuşma süremi kullanabilirsin. | Open Subtitles | يمكنك أن تستفيدي من وقتي يوم الثلاثاء. |