| Konuşmak istemiyorsan sesleri dinlerken ağzını açma ve kapalı tut. | Open Subtitles | اذا كنت لا تريد التحدث لا تفتح فمك عندما تسمع الصوت |
| Bu iyiydi ama öpüşürken ağzını açma çünkü setin her yerine mikrop saçılıyor. | Open Subtitles | لا بأس لكن لا تفتح فمك عند التقبيل فسينشر الجراثيم حول الموقع. |
| - Üç! - İki! - Sakın ağzını açma. | Open Subtitles | 3 - 2 - لا تفتح فمك - انتظروا لحضة لم تتعلموا كيف انتهت الحرب العالمية الثانية |
| Yaptıysa bile, o koca ağzını açıp ortalık yerde adını bağırman gerekmiyor | Open Subtitles | لو فعل ذلك ، لا حاجة لك بأن تفتح فمك وتصيح اسمه في كل مكان |
| Ne cüretle ağzını açıyorsun sen? | Open Subtitles | كيف وأنت تخاف أن تفتح فمك حتى؟ |
| Sayıma gelene kadar ağzını açma. | Open Subtitles | لا تفتح فمك مرة أخرى إلا إذا كان العد. |
| ağzını açma. Beni durdurmaya kalkma. | Open Subtitles | ، لا تفتح فمك لا تحاول إيقافي |
| Bir daha ağzını açma. | Open Subtitles | لا تفتح فمك مرة أخرى. |
| Peki, Bay Mükemmel evli bey bir daha ağzını açma çünkü-- | Open Subtitles | حسناً, أكرر لك أيها السيّد المثالي المتزوج بأنه لا يحق لك أن تفتح فمك - . . |
| Milhouse! , ağzını açma! | Open Subtitles | (ملهاوس) ، لا تفتح فمك |
| Sakın ağzını açma! | Open Subtitles | لا تفتح فمك! |
| Sen de boklu ağzını açıp oğlumun bırakması gerektiğini söylemeden önce düşünseydin. | Open Subtitles | يجب ان تكون لديك فكرة قبل ان تفتح فمك اللعين و تقول لكل العالم ان على ابني ان يتقاعد |
| Yani, ağzını açıp şöyle ses çıkarmanın manası nedir ki: | Open Subtitles | ما الغرض من أن تفتح فمك وتقول "ها ها"؟ |
| Bence düşünmeyi, o soktuğumun ağzını açıp Lauren'e saçmalıklarını saçmadan önce yapsaydın! | Open Subtitles | ربما كان عليك أن تفكّر قبل أن تفتح فمك (وتتقيّأ بغبائك على (لورين |
| ağzını açıyorsun ve zarar öylece etrafa saçılıveriyor. | Open Subtitles | انت تفتح فمك و اللاضرار تبدأ بالظهور |
| Biliyorsun, birşeyler ısındığında... hep ağzını açıyorsun. "Kumsal partisi" | Open Subtitles | أنت تعلم حينما تفتح فمك حينما "تصبح الأشياء ساخنة. "محار |