| Al bakalım. 300 dolar değilse bana da al bir tane. | Open Subtitles | تفضّلي. إحضري لي واحدة إن لم يكن منها ثلاثمائة دولار |
| Al bakalım, canım, bir okul çantası. | Open Subtitles | تفضّلي يا عزيزتي، حقيبة كُتب للمدرسة |
| Oturacak tek bir yerimiz kaldi. Buradan Buyurun. Konuyu yakalamaya çalisin. | Open Subtitles | تفضّلي , نحن باَخر الحصة , حاولي متابعتنا جيداً |
| İşte bir çikolata... Çılgın kaçıkların oyuna ihtiyacım olduğunu sanmıyorum. | Open Subtitles | تفضّلي شيكولاتة ، أنا لا أعتقد أنني أحتاج إلي صوت فتاة مجنونة |
| Senin için bir anlamı olabileceğini-- Her neyse, Buyur. | Open Subtitles | ظننت أنه قد يكون شيئا... حسنًا، على كل حال، تفضّلي. |
| Otursana Lütfen. | Open Subtitles | فرغنا للتو من تناول الطعام تفضّلي بالجلوس |
| onu bana getir bakalım okuma ve kütaphane kartını çıkart bakalım Buyrun | Open Subtitles | أسرعي وأحضريه هنا! هيّا، هيّا، أعطني بطاقة القراءة وبطاقة المكتبة تفضّلي |
| Al bakalım Max. Sana vatandaşlık sınavım için çalışırken kullandığım tarih kitabını getirdim. | Open Subtitles | تفضّلي يا (ماكس)، جلبتُ لكِ كتاب التّاريخ والذي أدرسه أنا لإختبار الوطنيّة خاصّتي |
| Eee, merhaba. Al bakalım, söz verdiğim gibi. | Open Subtitles | أهلاً، تفضّلي كما وعدت. |
| Al bakalım. Otelden aldım. | Open Subtitles | تفضّلي , جلبتها لك من الفندق |
| Tabii, Buyurun, bakın. | Open Subtitles | صحيح ، حسناً .. تفضّلي ألقي نظرة |
| Yüce Ekeselansları, Buyurun. | Open Subtitles | تفضّلي يا صاحبة السمو الملكي |
| Affedersiniz. Buyurun. | Open Subtitles | أنا آسف، تفضّلي |
| İşte hepsi burada. | Open Subtitles | مرحباً، تفضّلي. هذا كل ما كان في خزانتك. |
| - İşte ilacın. - Ya cenazem nasıl olacak? | Open Subtitles | ـ تفضّلي دوائكِ ـ ماذا بخصوص جنازتي؟ |
| İşte böyle, benim küçük bezelyem. | Open Subtitles | تفضّلي يا حبّة البازلّاء الجميلة |
| Buyur, Anne. İgnat fasulyesi. | Open Subtitles | تفضّلي يا أمّي "إغناطي إيمارا" |
| Evet, seninle konuşmak istiyorum. Lütfen otur. | Open Subtitles | أجل, أردتُ التحدّث معك, تفضّلي بالجلوس, رجاءاً. |
| Buyrun oturun, hemen döneceğim. | Open Subtitles | تفضّلي بالجلوس ، سأكون معكِ حالاً |
| Kapıda konuşmayalım. Lütfen, içeri Gel. | Open Subtitles | حسناً، دعينا لا نتحدّث في الممر، أرجوكِ تفضّلي |
| Bana oğlunun ne anlattığını söyle. Devam et. Ne anlattığını söyle. | Open Subtitles | قولي لي مالّذي يقوله ابنكِ تفضّلي قولي مالذي قاله |
| Durma, beni geri gönder. | Open Subtitles | لذا تفضّلي , قومي بإعادتي و لا تأتيني باكية حين يظهرون |
| Baba? Üzgünüm, evet. İçeri gelsene. | Open Subtitles | أبي، أبي - آسف، أجل، بالطبع، تفضّلي - |