| Senin bunun gitmesine izin vermeyi düşündüğüne inanamıyorum. | Open Subtitles | لا يمكنني أن أعتقد أنك تفكر بترك هذه الفرصة تفلت من أيدينا |
| Okuldaki en güzel kızla çıkıyordum ve onun avuçlarımdan kayıp gitmesine izin verdim. | Open Subtitles | .. لقد كنت أواعد أجمل فتاة في المدرسة و تركتها تفلت من بين أصابعي |
| Oh, hayır. Özet geçerek kurtulamazsın. | Open Subtitles | لا , لن تفلت من العقاب بهذه الروايه الضعيفه |
| İlk önce bu anahtarı denemeliyim... eğer bir şeyler yanlış giderse, bu olaydan sen de kurtulamazsın | Open Subtitles | يجب أن أجرب هذا المفتاح أولا إذا كان هناك أي شيء خاطئ، فلن تفلت من هذا |
| Gezip dururken yaptıkların yanına kâr kalır. | Open Subtitles | أن تسافر لكل مكان يمكنك أن تفلت من أي شيء |
| Bundan kurtulamayacaksın! Bütün polisleri başına toplayacağım! | Open Subtitles | لن تفلت من العقاب سيكون هناك شرطة على هذا |
| Bu yanınıza kar kalmayacak, Bay Googlesearch. | Open Subtitles | أنت لن تفلت من هذا سيد بحث غوغل |
| Aslında kurtulmana izin verirdim şu son sözün olmasaydı. | Open Subtitles | اتعلمين ، انها تفلت من العقاب اذا لم تكن ملاحظه اخيرة. |
| Senin kadar iyi bir çözümleyicinin parmaklarımın arasından gitmesine izin veremem. | Open Subtitles | لن أسمح لمحلّلة جيدة مثلكِ أن تفلت من بين أصابعي |
| Onu yakalama şansımın ellerimden kayıp gitmesine sırf sen aceleye getirdiğimizi düşündüğün için izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | انا لن ادع فرصه القبض عليه تفلت من يدي لأنك تعتقد أننا نتسرع |
| Sonuçta, sözünde duran biri gibi davranıp, bütün bu insanların gitmesine izin verecek misin, yoksa bizi de, öldürecek misin? | Open Subtitles | هل حتى تبقى كلمة و بك ،،، كل الناس ندعها تفلت من أيدينا ، أو سوف يقتلونا ؟ |
| Benimle bu şekilde oynayıp kolayca kurtulamazsın. | Open Subtitles | لا يمكنك ان تستغلنى و لا تفلت من العقاب |
| Elimden kurtulamazsın! | Open Subtitles | لن تفلت من هذا بدون عقاب سأحصل عليك |
| Bundan kurtulamazsın. Sen hastasın. Delisin sen. | Open Subtitles | انت لن تفلت من هذا انت مريض انت مجنون |
| Bunun yanına kâr kalmasına izin vereceğimi mi sanıyorsun? | Open Subtitles | هل تتوقع مني أن تسمح لك تفلت من كل هذا؟ |
| # Artık bunlar yanına kâr kalmayacak. | Open Subtitles | حسناً لن تفلت من ذلك بعد اليوم |
| - Yani yanına kâr mı kalacak? | Open Subtitles | إذا , هي سوف تفلت من العقاب فقط |
| Gelecek sefer, ucuz kurtulamayacaksın. | Open Subtitles | اورجانا فى المرةا لقادمة , لن تفلت من |
| Gelecek sefer, ucuz kurtulamayacaksın. | Open Subtitles | اورجانا فى المرةا لقادمة , لن تفلت من |
| Bununla kurtulamayacaksın. | Open Subtitles | لن تفلت من فعلتك |
| Yaptıklarınız yanınıza kar kalmayacak! | Open Subtitles | "لن تفلت من هذا!" |
| Bundan kurtulmana izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | وأنا لا السماح لك تفلت من العقاب. |