| Neler kaçırdığını bilmiyorsun. Bu çökertme dünyasının Everest Tepesi! | Open Subtitles | أنت لا تعلم ما الذي تفوته علي نفسك هذا بمثابة قمة إفرست في اختراق الحواسيب |
| Peki, ne kaçırdığını bilmiyorsun sen. | Open Subtitles | حسنا , أنت لا تعرف ما الذي تفوته على نفسك |
| - Dışarıda yiyor herhalde. - Neler kaçırdığını bilmiyor! | Open Subtitles | لابد أنها تأكل بالخارج - إنها لا تعرف ما تفوته - |
| Kan çıkartmak üzereydi, ama maçı kaçırmak istemiyordu. | Open Subtitles | كان يعرف أن فريقه سينتصر ولكنه لم يكن يريد أن تفوته المباراة |
| Böyle bir fırsatı kaçırmak için deli olmak lazım. | Open Subtitles | من يدع فرصة كهذة تفوته فأنه مجنون |
| Uçağı kaçırmamış. Az önce hava yollarından kontrol ettim. | Open Subtitles | لم تفوته لقد تفقدت الخطوط الجوية |
| Senin için üzülüyorum. Neler kaçırdığını asla bilemeyeceksin. | Open Subtitles | آسفة بشأنك لن تعلم قط ما الذي تفوته |
| Çok güzel. Neler kaçırdığını tahmin edemezsin. | Open Subtitles | جيد جداً ، لا تدري ما الذي تفوته |
| Neler kaçırdığını asla bilemeyeceksin. | Open Subtitles | لن تعلم أبداً ما الذي تفوته |
| Artık neleri kaçırdığını öğrenmiş oldun. | Open Subtitles | والان ادركت ما الذي كنت تفوته |
| Ne kaçırdığını bilmiyorsun. | Open Subtitles | أنت لا تعلم ما الذى تفوته! |
| - Şöyle diyelim bu yemeği kaçırmak istemezsin. | Open Subtitles | هذا عشاء لا يمكنك أن تفوته. |
| Hayatta kaçırmak istemeyeceğin... - ...bir ucuzluk mağazası analizi geliyor. | Open Subtitles | سنسمع تحليلا لا تود ان تفوته |
| Doğum gününü kaçırmamış. | Open Subtitles | هي لم تفوته. |