| Otobiyografik hafıza biçiminde singulat korteks lezyonları hakkındaki derse katılmayı düşünüyordum. | Open Subtitles | كنت أفكّر في الذهاب إلى محاضرة أثر تقرحات القشرة المخيّة الخلفيّة في تكوين الذاكرة الشخصيّة |
| Beyin lezyonları süperdir ya. | Open Subtitles | ! تقرحات المخ هي أمر فاتن |
| Bıçaklanma yaraları, ezikler, yarıklar üç farklı silahla yapılmış olabilir. | Open Subtitles | جروح طعن كدمات تقرحات قد تكون ثلاث أسلحة مختلفة ليس بالضرورة |
| Onlar, onun ağız yaraları verir . | Open Subtitles | لان هذا يسبب لها تقرحات فى الفم |
| Böbreklerindeki nodüller ve böbreküstü bezlerindeki kanamalı lezyonlar yüksek tansiyonu işaret ediyor. | Open Subtitles | لذلك الكلى عقيدية. و تقرحات النزفية على غدده الكظرية. تشير ارتفاع ضغط الدم. |
| Doktor dikey lezyonlar buldu ve ona yaşamak için altı ay verdi. | Open Subtitles | الطبيب وجد تقرحات عمودية وأعطاه ستة أشهر للعيش. |
| Seni izlerken vücudum su topluyor. | Open Subtitles | أتعلم، أصابتني تقرحات برؤيتكَ وحسب. |
| Anlamadığım birçok şey var akciğer lezyonları, difüze limpanopati ve boyadığım örnekler Epstein-Barr virüsü için pozitif. | Open Subtitles | هو فقط كان لديه الكثير... تقرحات رئوية، تضخم العقد اللمفية المنتشر تضخم العقد اللمفية و ينجم عن عدوى، أمراض المناعة الذاتية والصبغة لدي ايجابيةلفيروس ابشتاين بار (الفايروس المسبب لداء وحيدات النواة وهو احد انواع فايروس الهربس). |
| "Dizanteri ile birlikte herkesin yaraları kötüleşti." | Open Subtitles | "زادت تقرحات الجميع سوءً بجانب الزحار" |
| Garanti olsun diye üçüncü derece diyelim çünkü şu anda göğsüm su topluyor. | Open Subtitles | لأن صدري به تقرحات مُؤلمة ونحن نتكلم. |