| Lokomotifte bir telsiz ve aşağıda jetonlu bir telefon var. | Open Subtitles | هناك راديو في القاطرة و تليفون عمومي بالأسفل في الصالة |
| Beton duvarlar. Evin ana hattına bağlı olmayan, gizli bir telefon hattı. | Open Subtitles | جدران من الخرسانة وخط تليفون تحت الأرض ليس موصلا بالخط الرئيسي للمنزل |
| Bir telefon kulübesine gidelim de viskimi çıkarayım. | Open Subtitles | لنذهب الى كابينة تليفون حيث سأزيح الستار عن زجاجة الويسكي |
| İçinizde hiç çeken bir cep telefonu olan var mı? | Open Subtitles | اى منكم يا رفاق يحمل تليفون محمول به خدمة ؟ |
| telefonun dinleniyorsa, beni gitti sansınlar istedim. | Open Subtitles | ان كانوا يراقبون تليفون شقتك اردتهم ان يظنوا انني غادرت البلاد |
| telefon santralini de ele geçirdilerse, işimiz bitti demektir. | Open Subtitles | إذا فرضـوا سيطرتهم على تليفون المكتب، فنحن موتى |
| Anne gazetede telefon santralında çalışacak biri için ilan var. | Open Subtitles | أمى ، يوجد إعلان فى الجريدة يطلب عاملة تليفون |
| Rebel Davis denilen kadının telefon numarasını bul bana. | Open Subtitles | ميلي، اعطيني رقم تليفون الخاص بميس ريبل ديفيز |
| Devlet opera binasının yanındaki bir kafenin telefon kulübesinden aramış. | Open Subtitles | هو استخدم تليفون عمومى فى قهوه بالقرب من محطه اوبرا هاوس |
| telefon çok gizlinin de ötesinde bir şeydi. Çok ötesinde. | Open Subtitles | تليفون كانت أكثر من سري للغاية أكثر بكثير |
| Tüm telefon ajanlarının listesi sadece iki yerde saklı. | Open Subtitles | هناك إثنان من هؤلاء علي قائمة عملاء تليفون |
| Belki telefon memuresi olabilirim. | Open Subtitles | لَرُبَّمَا أنا يُمكنُ أَنْ أكُونَ عاملة تليفون |
| Kate Reynold' un oğlu. telefon kulübesinden arıyor. | Open Subtitles | انه ابن كيت رينولدز أنه يتصل بى من كشك تليفون |
| Birini aramam gerekiyor. Burada bir telefon var mı? | Open Subtitles | يجب على ان اتصل بموظفى هل يوجد تليفون هنا ؟ |
| Gidin hemen Debbie'yi arayın. Arka odadaki telefon müsait. | Open Subtitles | يجب عليك ان تتصل بديبيى الان يوجد تليفون فى حجره النوم الخلفيه |
| Burda telefon yok,Saıyordum ki ailemizi arayabileceğimiz düşünülmüştür. | Open Subtitles | لا يوجد تليفون هنا، أعتقدت بأنه بامكانى ان اتصل بوالدايَّ |
| Önemli biriyse oto telefonu niye yok? | Open Subtitles | إنه رجل مهم جدا كيف لا يوجد في سيارته تليفون ؟ |
| Arabanızı alıp o telefonu bulun. Polisi arayın. | Open Subtitles | خذ السيارة وأذهب إلى أقرب تليفون للإبلاغ الشرطة |
| Küçük bir telefonun, küçük küçük kağıtların var...küçük kaleminle bir şeyler yazıyorsun. | Open Subtitles | سترغم على الجلوس إلى مكتب صغير لعين تليفون صغير لعين و وريقة و قلم صغير |
| Ölmenin sırası değil, bay Messinger. Bana Seth'in telefonunu vermeden olmaz. | Open Subtitles | لا تمت الآن سيد مسنجر, ليس حتى تعطينى رقم تليفون سيث |
| Dr. Crane, Don araç telefonundan arıyor. Kilo problemi varmış. | Open Subtitles | لدينا دون من تليفون سيارته هو يعاني من مشاكل في الوزن |
| Hey, baba, eğer hep burada yaşayacaksam, annemlerdeki gibi, odamda bir telefonum olabilir mi? | Open Subtitles | إذا كنت انا سأعيش هنا لفتره طويله أيمكننى أن أحصل على تليفون في غرفتى .. مثل الذي عند أمي ؟ ؟ |
| Ona edilen her telefondan haberimiz var. | Open Subtitles | لا تصله مكالمة تليفون الا ونحن على علم بها |
| İçeride onu ararım. Bay Riley, ödünç olarak alabileceğim bir telefonunuz var mı? | Open Subtitles | سأتصل به.البطارية هل لديك تليفون يمكننى أن أستعملة يا سيد رايلى؟ |
| Seni şartlı olarak serbest bırakıyorum. 18.yaşına girene dek bilgisayar kullanmayacaksın ve herhangi bir telefona dokunmayacaksın | Open Subtitles | وبمنعك من أستخدام أى كمبيوتر او تقترب من خط تليفون حتى تصل لسن 18 |