| Paraları onlara, insanlara oyuncak gibi muamele edebilme hakkı veriyor. | Open Subtitles | يعتقدون أن أموالهم تمنحهم الحق في أن يعاملوا الناس كدمى |
| Çevrelerini güzelleştirmek ve onarmak onlara sahipliğin gururunu veriyor. | Open Subtitles | ـ تجميل وإعادة تشكيل بيئتهم المحيطة تمنحهم الفَخر بالملكية |
| Her zaman insanların duyguları tarafından zayıf düşürülebildiklerini biliyordum. Ama bu onlara ayrıca güçte veriyor değil mi? | Open Subtitles | لطالما علمتُ أنّه يمكنُ التلاعبُ بعواطف البشر، لكنّها تمنحهم القوّة أيضاً، أليست كذلك؟ |
| Onlara bir şey olduğunu düşündürtecek sebep vermeyin. | Open Subtitles | .لا تمنحهم أيُّ سبب ليعتقدوا بأن قد حدث شئ |
| Bu bir hayal. Onlara bir gelecek sunuyormuşsunuz gibi. | Open Subtitles | إنه المراد كما تعلم كأنك تمنحهم مستقبل |
| Devlet de bunun karşılığında onlara istedikleri her şeyi veriyor. | Open Subtitles | وبالمقابل، تمنحهم الحكومة ما يريدون، |
| Onlara yeterince oda veriyor. | Open Subtitles | تمنحهم مساحة كافية... |
| Bu ameliyatı olmak istiyorsan, Dave Onlara bir şans vermelisin. | Open Subtitles | فيجبُ أن تمنحهم فرصة |
| Onlara bir umut vermeye ihtiyacın var. | Open Subtitles | انت بحاجة لأن تمنحهم الامل |