| Bu sanki göle taş atmak gibi... farkı ise bunda dalgalar zamanda oluşuyor. | Open Subtitles | كأننا نلقي بحجر في بحيرة فتحدث تموجات لكنها الآن تموجات في الزمن |
| Bir çanaktaki dalgalar gibi görünseler de bunlar gerçekte 3 km yüksekliğinde ve saatte 400.000 km hızla yayılan dalgalardır. | Open Subtitles | بينما تبدو مجرد تموجات عادية بوعاء في الحقيقة إنها موجات بارتفاع 2 ميل تسير بسرعة 250 ألف ميل بالساعة |
| Beyaz Saray'a hiç girmedim. Aberasyon, genç halimin hareketlerini etkileyen küçük dalgalanmalar yaratmış. | Open Subtitles | حتمًا الانحراف صنع تموجات لا نهائيًة .أثرت على تحركات شخصيتي الشابة |
| Darhk'ı öldürürsem zamanda kontrol edemeyeceğim dalgalanmalar oluşur. | Open Subtitles | قتل (دارك) كان سيخلق تموجات في التاريخ لا يمكنني التحكم فيها. |
| Bu dalgacıklar tüm su birikintisini hemen geçer. | Open Subtitles | إذا ألقيتِ بحصي في بحيرة تحدثين تموجات وسرعان ما تنتشر التموجات بالبحيرة كلها |
| Şaman, okyanusta dalgacıklar oluştuğunu fark eder. Ancak gemi falan görmez. | Open Subtitles | بعد ذلك بدأ الكاهن يلاحظ تموجات صاعدة في المحيط.. |
| - Çünkü güzel kıvırcıklara sahipsin. | Open Subtitles | حسناً... ارى تموجات لطيفه بشعرك |
| Mesela bir kadın doğurduğunda enerji aracılığıyla asla yok olmayacak dalgalar yayılır. | Open Subtitles | على سبيل المثال، عندما تلد إمرأة طفلاً، فهي ترسل تموجات صغيرة عبر الطاقة، بحيث لا تندثر إلى الأبد. |
| ve bu değişimler göldeki dalgalar gibidirler. | Open Subtitles | وهذه التغييرات هم مثل تموجات على بركة. |
| Sonra, yüzeyinde dalgalar hareket ediyor. | TED | بعدها تتحرك تموجات عبر سطحها . |
| Uzayda ve zamanda küçük dalgalanmalar. | Open Subtitles | تموجات في الزمان والمكان. |
| Yüzeyin hemen altında yüzen bir balık suda dalgacıklar oluşturur. | Open Subtitles | السمك الذي يسبح بالمقربة من السطح يصنع تموجات بذيله |
| Bir çakıltaşını suya atarsan küçük dalgacıklar elde edersin. | Open Subtitles | إذا ألقيتِ بحصى فى بحيرة تحدثين تموجات |
| - Çünkü güzel kıvırcıklara sahipsin. | Open Subtitles | حسناً... ارى تموجات لطيفه بشعرك |