| Önüme gelenle yattığım için beni eleştiriyorsun fakat kendi yaptığınla övünüyorsun. | Open Subtitles | أنت تنتقدني لأنّي أرضى بأي شيء, ولكنّك تتباهى بالقيام بذلك بنفسك. |
| Size hemen mesafe koyduğum için beni eleştiriyorsun ama avcı hep mesafelidir. | Open Subtitles | تنتقدني لكوني منعزلة علي نفسي ولكن في النهاية المبيدة دائماً منعزلة |
| Lütfen beni yargılama. | Open Subtitles | أرجوك لا تنتقدني |
| Wayne Malikânesi'nin ana yatak odasında doğmanız beni yargılama hakkını vermez size. | Open Subtitles | لا يحق لك ان تنتقدني لأنك ولدت في غرفة النوم الرئيسية في قصر (واين) |
| Beni eleştiriyor musun, flört mü ediyorsun? | Open Subtitles | هل تنتقدني ام تمدحني ؟ |
| Asıl o beni eleştiriyor! | Open Subtitles | إنها تنتقدني! |
| İş yerinde kimse bana sözle saldırmıyor. | Open Subtitles | . في العمل, الناس لا تنتقدني |
| Sen öncelikli hedefini çoktan değiştirdin ama hala benimkini mi eleştiriyorsun? | Open Subtitles | ،لقد غيّرت هدفك الرئيسي والآن تنتقدني لتغيير هدفي ؟ |
| - Niye beni bu iş için eleştiriyorsun? | Open Subtitles | - ليس في الأمر متعة. لا، أنا لا أفهم لماذا تنتقدني بكل ما أقوم به؟ |
| Beni yargılama. Hepsini ona vereceğim. | Open Subtitles | لا تنتقدني سأعطيها كلّ المال |
| yargılama beni Elijah. Yaptığım şeyler Klaus'un zamanında yaptıklarından daha kötü değil. | Open Subtitles | لا تنتقدني يا (إيلايجا)، فما فعلتُه ليس أسوأ من أيّ شيء فعله (كلاوس) قطّ. |
| Beni yargılama Cooper. Sen hiç benim gibi sınanmadın. | Open Subtitles | لا تنتقدني يا (كوبر) فأت لمْ تُختبر مثلي |
| Shelley bana sözle saldırmıyor. | Open Subtitles | . شيلي" لا تنتقدني |