| Ve Paul hiç korkmadığını söyledi çünkü fok tehdit edilmiş olmaktan çok Paul'u merak ediyormuş. | TED | وقال باول انه لم يكن خائفاَ بتاتاَ، لأنها كانت أكثر فضولاَ حوله عن كونها تهديداَ. |
| Yo, sen bir tehdit değilsin ve eminim onlar da bunu görüyor. | Open Subtitles | أنت لست تهديداَ مؤكد أنهم يرون ذلك |
| Renner, Amerika'ya karşı tehdit oluşturabilecek bilgilere sahip yabancı uyruklu biriydi. | Open Subtitles | " سباستيان رانير " قضية أجنبية بمعلومات تعتبر تهديداَ على " الولايات المتحدة " |
| Kulağa tehdit gibi geliyor. | Open Subtitles | يبدوا هذا تهديداَ |
| Bu bir tehdit değil. Hatta bence kötü bir fikir. | Open Subtitles | ليس تهديداَ أظنها فكرة سيئة |
| Fakat silah bir tehdit oluşturmuyordu. | Open Subtitles | لكنه لم يكن تهديداَ |