| Asıl nokta, beyzbol senin kişiliğinin sadece küçük bir kısmını yansıtıyor. | Open Subtitles | أنظر ، المقصد هو البيسبول تعتبر فقط جزء صغير من شخصيتك |
| Meğer ikinci el dükkânlarında ayıkladığım kıyafetler her yıl elden çıkardıklarımızın sadece küçük bir kısmını oluşturuyormuş. | TED | اتضح أن الملابس التي كنت أفتش فيها في تلك المتاجر لا تمثل سوى جزء صغير من إجمالي الملابس التي نتخلص منها كل عام. |
| Görünen o ki, tüm hayatınızı yaşama biçiminiz bu, çünkü gözleriniz ışığın tüm yelpazesinin yalnızca küçük bir kısmını görebiliyor. | TED | كما يتّضح، تلك هي الطريقة التي تعيش بها طيلة الوقت لأنّ عينيك قادرتان فقط على رؤية جزء صغير من الطيف الضوئي الكامل. |
| Fiziksel yeterlilik, polislik işinin küçük bir parçası. | TED | إن اللياقة البدنية هي جزء صغير من العمل الشرطي. |
| Bu kitaplar Ulusal Merkez Kütüphanedekilerin sadece küçük bir parçası. | Open Subtitles | ..هذه الكتب هنى جزء صغير من المكتبة التي في المدينة الوسطى |
| Biliyor musun, o kız yalnızca yap-bozun küçük bir parçası. | Open Subtitles | أنت تعلم بأنّ تلك الفتاة ما هى إلاّ جزء صغير من اللغز |
| Biliyorsun, George, bu işin çok küçük bir kısmı. Çok küçük. | Open Subtitles | جورج.انت تعرف ان هذا جزء صغير من العملية جزء صغير جدا |
| Öncelikle, teleskoplarımızın sınırlarındaki 100 milyar galaksi muhtemelen bütün içindeki çok küçük bir parça. | TED | أوّلا، ال100 مليار مجرة التي يمكننا رصدها بالتلسكوبات ليست على الأرجح سوى جزء صغير من الكلّ. |
| Yani, insan gözü sadece elektromanyetik tayfın, küçük bir kısmını kaydetmeye muktedirdir. | Open Subtitles | بالاحساس , العينان قادرتان فقط على على تسجيل جزء صغير من الطيف الاليكترو مغناطيسى |
| Çatının sadece küçük bir kısmını çıkarabilmiştim. | Open Subtitles | لقد كشفت للتو عن جزء .. صغير من السقف و ذلك قبل |
| İhtiyacımız olan; kanalizasyonumuzun küçük bir kısmını şehrinizin altından geçirmek. | Open Subtitles | جزء صغير من المجاري سيعبر من خلال بلدتكم |
| Ama şimdi çok güzel bir hayatın küçük bir kısmını oluşturuyor ve o kısım olduğu için de çok mutluyum. | Open Subtitles | إنه مجرد جزء صغير من حياة رائعة للغاية، وجزء فخور بوجوده |
| Maalesef kamera maktulün arka bahçesinin küçük bir kısmını çekmiş. | Open Subtitles | اه، للأسف، الكاميرا فقط تصويرها جزء صغير من الضحية الفناء الخلفي. |
| Kıç tekmeleme Kung Fu'nun küçük bir parçası. | Open Subtitles | ركل المؤخرات هو جزء صغير من رياضة الكونج فو |
| Tıpkı penisim gibi. O kadar da büyük sayılmaz, vücudumun küçük bir parçası ama, çok ilgi istiyor. | Open Subtitles | مثل قضيبي بالضبط, ليس بالضخم جزء صغير من ذاتي |
| Benim işim, büyük bir deneyin küçük bir parçası. - Kimin deneyi? | Open Subtitles | عملي هو جزء صغير من تجربة أكبر |
| Film, planımın küçük bir parçası. | Open Subtitles | حسناً الفيلم مجرد جزء صغير من خطتي |
| Bu E8 şeklinin küçük bir parçası yerçekimini açıklayan Einstein'in genel relativite kuramını tarif etmede kullanılır. | TED | يمكن استخدام جزء صغير من هذا الشكل E8.. لشرح الفضاء الزمني المنحني كما جاء في النظرية النسبية لإنشتاين.. لتوضيح الجاذبية. |
| İflah olmaz yalancılar da var, ama onlar istisna, çok küçük bir grup. Boş yere yalan söylemeyiz. | TED | هنالك بعض الكذابيين المرضيين, لكنهم يشكلون جزء صغير من السكان. نحن نكذب لسبب. |
| Hayatın çok küçük bir bölümünün anlamlı anlardan oluşması ne kadar şaşırtıcı. | Open Subtitles | لآخر مرة بقيت معي خلال سنوات حياتي من المدهش دائماً كيف أن جزء صغير من الحياة |