| Ham deve, tavşan, domuz ve zürafalara bakacak. | Open Subtitles | حام سوف تهتم بالإبل الأرانب ، الخنازير والزرافات |
| Kargalar, Ham'ın soyundan Nuh'un oğullarıdır, babaları tarafından esmer olmaları için lanetlenmiştir. | Open Subtitles | الغربان هم من سلالة حام ابن نوح وقعت عليه لعنة أبيه فصار أسوداً |
| Ve Ham'ın oğulları: Mitsraim, Put, Kenan ve Kuş. | Open Subtitles | و بنو حام مصرايم و فوط و كنعان وكوش |
| Demir tavında dövülür. | Open Subtitles | للانضمام للماسونيين اﻷحرار اطرق الحديد وهو حامٍ هناك رابطة .. يمكنه أن يصبح ذا شأن .. |
| Öte yandan demiri tavında dövmek gerek. | Open Subtitles | من الناحية الأخرى قد يكون من الأفضل أن نضرب الحديد وهو حامٍ |
| Ham, Sam, saman ve tahılı yükleyin. | Open Subtitles | حام و سام إشحنا القش والحبوب |
| Sam Yafet ve Ham. | Open Subtitles | سام يافث... و حام |
| Ham. | Open Subtitles | حام |
| Ham. | Open Subtitles | حام |
| Artık bir hareketimiz var, ve demir tavında dövülür. | Open Subtitles | علينا أن نتصّرف الآن, ندق الحديد وهو حامٍ. |
| Buna demiri tavında dövmek deniyor. | Open Subtitles | نحن من يدق الحديد و هو حامٍ |
| Çingenelerin köle olması gerek. Ne zaman domuz eti at bokuna bulaştı, işte o zaman Nuh onları köle ve bok gibi kara olmaları için lanetledi. | Open Subtitles | الغجر لابد أن يكونوا عبيداً عندما وضع حام غائط الحصان على نوح |
| Nuh'un evlatlarını köle ettim. | Open Subtitles | والمستعبد لأبناء (حام) |