| Hatta öylesine çok seviyorum ki iki yılda bir yeni bir dil öğreniyorum, şu anda da sekizinci dili öğreniyorum. | TED | في الواقع، إنني أعشق تعلم اللغات حتى أنني أحب تعلم لغة جديدة كل عامين، في الوقت الحالي أتعلم لغتي الثامنة. |
| Hatta son değerlendirmenizden sonra görünüşüm ve saçım üstünde çalışıyorum. | Open Subtitles | حتى أنني عملت على تحسين مظهري وشعري منذ تقييمك الأخير |
| Daha iyi hissediyordum, Hatta o 11 kiloyu verdim. | TED | بدأت أشعر بأنني أفضل، حتى أنني خسرت الأرطال الخمسة والعشرين تلك. |
| Earl'ün kızı olduğumu bile söyledim ama beni içeri almıyorlar. | Open Subtitles | لكنهم لا يدعوني أذهب لرؤيته. حتى أنني أخبرتهم أنه والدي. |
| Çantalarında neler olduğunu bile bilirim. | Open Subtitles | حتى أنني أعرف كيف يحملون حقائبهم اللعينة |
| Hatta politikacıların bile gay yaşam tarzının uygarlık için terörden daha büyük bir tehdit olduğunu söylediklerini duydum. | TED | حتى أنني سمعتُ سياسيين يقولون أن أسلوب حياة مثليي الجنس أعظم تهديدٍ للحضارة من الإرهاب. |
| Hatta işaret dili ile hazırlanmış bir videolarını bile gördüm. | TED | حتى أنني رأيتُ فيديو أنتجته داعش بلغة الإشارة. |
| Hatta okul müdürüne ve bir radyo programcısına dahi mektup yazdım. | TED | حتى أنني كتبت الى مدير المدرسة ومضيف برنامج إذاعي. |
| Hatta Nashville, Tennessee'deki insanların bozuk Güneyli işaret dili hakkında şikayet ettikleri Sağır Amerikan Güzeli yarışmasına gittim. | TED | حتى أنني ذهبت إلى مسابقة ملكة جمال أميركا للصمّ في ولاية تينيسي حيث تذمّر الحضور من ذلك الغناء الجنوبي. |
| ve Hatta meclisteki ileri görüşlü üyelerle bile yaptım. | TED | حتى أنني قُمت بذلك مع أعضاء الكونغرس التقدميين. |
| Hatta alışverişe çıkarım. Bu bana yapacak bir şeyler verir. | Open Subtitles | حتى أنني ساطلب بعض الأشياء ليكون لدي شيء لأفعله |
| Hatta bir bulutun büyüklüğünü ölçerek, bir saati hoşça geçirebilirim. | Open Subtitles | حتى أنني قضيت ساعات ممتعة في الأشياء التي تقيس حجم الغيوم |
| Balığa çıkardık. Hatta oltama yemi kendim takardım. | Open Subtitles | كنا نصطاد السمك معاً,حتى أنني كنت أضع الطعم على صنارتي |
| Sana ne olduğunu veya neler olduğunu bilmiyorum ya da ne yaptığını bilmiyorum ama kimseye bir şey söylemeyeceğim ve Hatta seni gördüğümü de söylemeyeceğim. | Open Subtitles | أجهل ماذا يحصل معك أو ماذا حصل، أو ماذا فعلتما ولكني لن أخبر أحداً بأي شيء، ولن أقول حتى أنني إلتقيت بك. |
| Kimse adam akıllı bir kitap verilecek kadar zeki olduğumu bile düşünmemişti. | Open Subtitles | لا أحد إعتقد حتى أنني ذكي بما فيه الكفاية ليعطيني كتب حقيقية. |
| Korkudan altıma sıçıyorum. Neden burada olduğumu bile bilmiyorum. | Open Subtitles | يا رجل, حتى أنني لا أعرف كم مضى على وجودي هنا |
| Beklemenin nasıl bir şey olduğunu bile anımsamıyorum. | Open Subtitles | حتى أنني لا أستطيع أن أتذكر ما هو الانتظار |
| Ki Ben bile bu ailenin bir parçası olmak istediğimden emin değilim. | Open Subtitles | حتى أنني لستُ متأكدة من رغبتي بأن أكون من هذه العائلة |
| Burada olduğumdan bile haberi yok. | Open Subtitles | إنها لاتعلم حتى أنني في الغرفة |
| Aslında taksi sürücüsü ehliyeti almak için ne gerekiyor onu bile bilmiyorum. | Open Subtitles | حتى أنني لا أعلم ما يتطلبه الحصول على رخصة قيادة سيارة أجرة |