| Ailesinin katledildiği gece abisine sunduğu mazereti de geri çekiyor. | Open Subtitles | حتى سحب حجة الغياب التي أعطتها لأخيها ليلة مقتل والديها |
| Bu araba ve inandırıcı bir mazereti olmaması dışında. | Open Subtitles | فيما عدا سيارته وفقدان حجة الغياب المقنعة |
| Bakalım bu kez ne mazereti varmış. | Open Subtitles | ولنرَ نوع حجة الغياب التي يملكها هذه المرة. |
| Bu, çürümeyi hızlandırdı ve sana mükemmel mazeret verdi. | Open Subtitles | الذي سيسرع التحلل و يعطيك حجة الغياب المثالية |
| - Öyle mi? Şu çifte mazeret ne olacak? | Open Subtitles | وماذا عن حجة الغياب المزدوجة ؟ |
| Görünürde göze çarpan kadının mazeretiydi ama esas hile cesetlerin değiştirilmesiydi. | Open Subtitles | وقد كانت بالحقيقة خدعة حجة الغياب مبنية على مسألة تبديل الجثتين |
| - Bu da onların kusursuz mazeretiydi. | Open Subtitles | ذلك يعطيهم حجة الغياب الأنسب |
| Arama emri var. mazereti tam bir saçmalıkmış. | Open Subtitles | أحضرت مفكرة , حجة الغياب كاذبة |
| Evet, mükemmel bir mazereti var | Open Subtitles | نعم, لديه حجة الغياب المثالية |
| Tabii, o en iyi mazeret. | Open Subtitles | حسناً، إنها حجة الغياب المثالية. |
| Bu bize mükemmel bir mazeret verecektir. | Open Subtitles | سيعطينا هذا حجة الغياب المقنعة |
| Veya "Kocanın verdiği cinayet işinde başarısız olduğumda kocan, mazeret gezisi sonrası hesap sormazsa gelirim." gibi. | Open Subtitles | أو "نعم إلا إذا فشلت في تنفيذ جريمة قتل لزوجك ويعود من رحلة حجة الغياب ويريد أن يعرف كيف جرت الأمور." |