| Böyle giderse hayati olmayan her sistem kapandığında, altı saat içinde normalin 15 derece üzerine çıkacak. | Open Subtitles | حتى بإغلاق كل الأنظمه الغير حيويه سوف ترتفع الحراره أكثر من الحراره القصوى فى ست ساعات |
| Koyun hemen ağzında yer alan Chongming Adası göçmen kuşlar için hayati bir dinlenme ve beslenme noktasıdır. | Open Subtitles | تقع عند مصب الحق وتقدم الجزيرة استراحه حيويه للتغذية والبقعه للهجرة |
| Belirlenmiş bağışlara izin vermek, hayati organlar için yanıp tutuşan insanlar tarafından, mahkûm ailelerine diyet ödemiş olma şansı vermez mi? | Open Subtitles | ألن يسمح اللتبرع الهادف يخلق امكانيه سداد الدين عن اسر السجناء لناس فى امس الحاجه لاعضاء حيويه ؟ |
| -Sonar biyolojik bir varlık saptadı | Open Subtitles | السونار اكتشف كتله حيويه على بعد 10 اميال من مؤخره السفينه |
| biyolojik işlevlerimle bir sorunun mu var? | Open Subtitles | هل لديك مشكله بإظهار عمليه حيويه أساسيه ؟ |
| Bir antibiyotik bile kullanılmış. Herhalde yatmaktan oluşan yaraların enfeksiyon kapmasını önlemek için. | Open Subtitles | بالإضافه لمضادات حيويه ضد الجراثيم حتى لا يُصاب بقرحة السرير |
| "Ben kimyacı mı, biyokimyacı mı neyim ve bir keskin nişancı tüfeğini kullanmayı çok iyi biliyorum." | Open Subtitles | انا كيميائيه او كيميائيه حيويه او شيئا ما وانا اعرف كيف استخدم بندقية قناصة |
| Grayson, eskiden Büromuza kocanıza karşı hayati bir kanıt vermiştiniz. | Open Subtitles | السيده جريسون قد قدمتِ أدله حيويه للمكتب ضد زوجكِ السابق في الماضي |
| İskoçyanın ve senin güvenliğin için hayati bir bilgi var elimde. | Open Subtitles | لدى معلومات حيويه لسلامتكِ ولأسكوتلندا. |
| Boğazdaki hayati noktaya vurmak. | Open Subtitles | ضربه فى نقطه حيويه هنا , فى عنقه... . |
| Sanırım tehlikeli biyolojik bir maddeye maruz kaldı. | Open Subtitles | لذا لنضع احتماليه تعرضه لمواد حيويه. |
| Hetty'nin biyolojik tehlike konusunda endişelenmeyi bırakabilir. | Open Subtitles | يبدو ان "هاتي" بأمكانها التوقف عن القلق انه تعرض لمواد حيويه. |
| İki kere "biyolojik tehlike" demek zorunda değilsin. | Open Subtitles | ليس عليك ذكر "مواد حيويه" مرتين. |
| Oğlunuzun akciğerinde enfeksiyon vardı ama enfeksiyon sıvısını çektik ve biraz antibiyotik verdik. | Open Subtitles | ابنك يعلني من عدوى في الرئه لكننا نزعنا السائل المصاب, و قمنا بإعطائه مضادات حيويه. |
| Bir antibiyotik bile kullanılmış, Herhalde yatmaktan oluşan yaraların enfeksiyon kapmasını önlemek için. | Open Subtitles | إختبارات الدم تُظهر أنواع متعدده من العقاقير المخدره فى دمه بالإضافه لمضادات حيويه ضد الجراثيم حتى لا يُصاب بقرحة السرير |
| Yani siz doktorsunuz. - Şey, hayır. Alberto biyokimyacı, ben de tıp öğrencisiyim. | Open Subtitles | لذا، أنتم أطباء - كلا ألبرتوا دكتور كيمياء حيويه وأنا طالب ماجيستير هو تقريباً تخرّج - |
| - Ben biyokimyacı değilim. | Open Subtitles | أنا لستُ عالم كيمياء حيويه |