| Bu çocuklar seni kaçırdılar, basket sahanı bozdular, zarar vermekle tehdit ettiler. | Open Subtitles | الشباب أختطفوك , و خربوا ساحه اللعب , و هددوك بالأذي الجسدي |
| Beni ailemden kopardılar, laboratuvarımı altüst ettiler ve bu zindana getirdiler. | Open Subtitles | ,إنتشلوني من إسرتي خربوا معملي وجلبوني لهذا المعتقل |
| Goa'uld'un Dünya'ya saldırmak için kullanacağı bir gemiyi sabote ettiler. | Open Subtitles | لقد خربوا السفينة الأم للجوائولد التي كانت ستستخدم في النهاية للهجوم على الأرض |
| Bence muhteşem kayıtlarını mahvedenlerin peşinden gidecek. | Open Subtitles | أظن أنه يُطارد الناس الذين خربوا سجله المثالي. |
| Tıpkı beni de kendi savaşlarına sokup hayatımı mahvedenlerin söylediği bahaneler gibi. | Open Subtitles | كالناس الذين خربوا حياتي تصنعوا الأعذار... عندما سحبوني إلى حربهم... . |
| Bu serseriler, benim malımı tahrip ettiler. Bu doğru değil. | Open Subtitles | هؤلاء المغفلين لقد خربوا ملكيتي هل هذا غير صحيح |
| Söylediklerimizi çarpıttılar, embriyoların sahte olduğunu iddia ettiler. | Open Subtitles | لقد خربوا الرسالة بادعاء ان موضوع الاجنة زائف |
| Ekonomilerini kötü idare ettiler ve başarımıza göz diktiler. | Open Subtitles | لقد خربوا إقتصادهم, ونموا شعور بالكراهية لنجاحنا |
| Bütün okulun sınav sonuçlarını sabote ettiler. | Open Subtitles | لقد خربوا الامتحانات في المدرسة |
| Işık, Erişenler'le onlara dünyayı ele geçirmesi için anlaşma yapmış olsa da aynı zamanda Erişenler'in de planlarını sabote ettiler. | Open Subtitles | مُعتقدين أن "الليت" قد إتفق على مُساعدة الــ"ريتش" على السيطرة على الأرض. فقد خربوا أيضاً مجهودات الــ"ريتش". |
| Muhtemelen, geçen ay Cumberland'deki kaya gazı çalışmasını da sabote ettiler. | Open Subtitles | و لنفترض أنّهم خربوا عمليّة لتنقيب الغاز الطبيعيّ . في مقاطعة "كمبرلاند" الشهر الماضيّ |
| Arkadaşı Donald ile o kaykay kariyerimin içine ettiler. | Open Subtitles | هو و صديقه (دونالد) خربوا حياتي المهنية بالكامل |
| Donanmayı sabote ettiler. | Open Subtitles | ! لقد خربوا الأسطول. |