| Bu fotoğraflardaki tarihe göre, hamileliği sırasında annemin asistanı sendin. | Open Subtitles | بالنسبة لتاريخ الصورة انت كنت مساعدة امي خلال فترة حملها |
| Ama benim duyduğuma göre, hamilelik sırasında kadınlar ekşi şeyler istemez mi? | Open Subtitles | ولكنني سمعت، خلال فترة الحمل.. ترغب المرأة في الحصول على الأشياء الحامضة. |
| Yani, görünüşe göre o ve tüm ailesi hayatları boyunca hapishane ya da karakola girmiş ve çıkmış kişiler. | Open Subtitles | أعني , يبدو لي أنها هي وعائلتها بأكملها دخلوا وخرجوا من المعتقلات والسجون ومراكز الشرطة خلال فترة حياتها الطويلة |
| Ancak, güneş sistemimizin ömrü boyunca bunlar başımızdan geçecek olaylardır. | Open Subtitles | ولكن خلال فترة حياة النظام الشمسي هذه الإحتمالات قد تحدث |
| Denetimli serbestlik süresince beladan uzak durduğu sürece gitmekte özgür. | Open Subtitles | طالما تبقى بعيدًا عن المشاكل خلال فترة المراقبة فستكون حرة |
| İçteki kısım, zulüm döneminde, Roman Katolik İbadethanesi olarak kullanılmıştır. | Open Subtitles | كان الشخص الروحاني يستخدمها كمصلى سرّي للرومان خلال فترة الإضطهاد |
| Generalim, doktor da ilaçlar da Zehirli Ejderha olayı esnasında yok olmuş! | Open Subtitles | ايها القائد العام إن الإسعافات و المسعفوا اختفوا خلال فترة سم التنين |
| Yetimhanede bulunduğum 12 aylık süre içinde, sadece bir çocuk evlat edinildi. | TED | خلال فترة 12 شهراً عندما كنت في دار الأيتام، طفلٌ واحد فقط تم تبنيه. |
| İki günlük bir sürede, aynı soya ait altı birey, Srebrenitsa katliamı sırasında öldürüldü. | TED | لذلك خلال فترة تزيد على يومين ستة أشخاص من هذه السلالة قتلوا في مجزرة صربيا. |
| Bu faz geçişi sırasında, boş uzay şu anda Higgs alanı dediğimiz maddeyle doldu. | TED | خلال فترة التغيير في الطور, الفراغ الخالي اصبح مليئا بالمواد و التي نسميها الان مجال هيقز. |
| Bu bir adaydı eskiden, yani Ackerman Adası, biz büyük buhran sırasında o kanalı iş sahası yaratmak için doldurmuştuk" | TED | لقد كانت هذه جزيرة، جزيرة اكيرمان، وملأنا نحن القناة خلال فترة الكساد لخلق فرص عمل. |
| Londra'daki hava saldırısı sırasında psikiyatri hastaneleri kabulleri düşüşe geçti. | TED | في حرائق لندن، إاخفضت نسبة دخول المرضى الجدد للمصحات النفسية خلال فترة القصف، |
| Araştırmalar gösteriyor ki düşük gelirli sektör çalışanları arasında karantina sırasında hareketlilik daha fazla. | TED | وأظهرت الدراسات أن إمكانية انتقال العدوى بين العاملين في القطاعات منخفضة الدخل تكون أعلى خلال فترة الإغلاق. |
| Zaten zamanım boyunca, kalbinden vurulmuş bir adamın hayatını kurtarmak için sizinle çalıştım. | Open Subtitles | خلال فترة وجودي , أنقذتُ معكِ حياة رجُلٍ تعرّض لإطلاق الرصاص في القلب |
| Şimdi, sizin de bildiğiniz gibi, ayçiçekleri gün boyunca güneşi takip eder. | TED | والآن,كما نعرف, فإن أزهار عبّاد الشمس تتبع الشمس خلال فترة النهار. |
| Hikayeyi gerçek zamanında gece boyunca anlatacağız. | TED | نقول القصة في نفس الوقت خلال فترة الليل. |
| Her üç kadından biri yaşamı boyunca bir kez fiziksel taciz veya cinsel tacize uğrayacak. | TED | 1 من كل 3 فتيات يتعرضن لإيذاء جسدي أو اعتداء جنسي خلال فترة حياتهن. |
| Ve tahmin edeceğiniz gibi, çalışma süresince kişilerin yaşam tarzı ne kadar sağlıklı ise ölüm riskleri o kadar düşük olmuştur. | TED | وكما تتوقعون، أصح أسلوب الحياة، يعني أقل عرضة الناس للوفاة خلال فترة الدراسة. |
| Eğer o ayın ovülasyon döneminde bırakılan bir yumurta tüpün içinde ise spermlerden biri onu dölleme şansına sahiptir. | TED | إذا كانت البويضة، التي تحررت خلال فترة الإباضة الشهرية، في القناة، حيوان منوي واحد لديه الفرصة لتخصيبها. |
| Kaybettim ve tekrar buldum ve bu kaybedip bulma esnasında kartım kullanılmış olabilir. | Open Subtitles | لقد فقدته ثم وجدته ثانية وأخشى أنه خلال فترة فقدى له شخص ما ربما يكون إستخدمه |
| Kral, başbakan olduğunuz süre içinde, hazineden oldukça yüklü miktarda bir para kaybolduğunu ortaya çıkardı. | Open Subtitles | يجد الملك بأن هنالك كميات ضخمة من المال مفقودة من الخزانة خلال فترة إدارتك كمستشار |
| Fakat Karbonifer dönemi sırasında atmosferde bugünün neredeyse iki katı oksijen vardı. | Open Subtitles | لكن خلال فترة العصر الكربوني, كان لدى الغلاف الجوي تقريباً ضعف كمية الأكسجين اليوم. |
| Belli ki, Padma Lakshmi ve Salman Rüştü kaldıkları sırada ayrılmışlar. | Open Subtitles | على ما يبدو، أن بادما لاكشمي وسلمان رشدي قد انفصلوا خلال فترة إقامتهم |
| Ve kıtamızda artan bir güvenin, hızlı bir değişimin olduğu bir dönemde yaşadığının farkında olmalıydı. | TED | ولا بد أنه كان يدرك أنه كان يعيش خلال فترة التغير السريع، والثقة المتنامية في قارتنا. |
| Ve benim gibi tedavi sürecinde gerçekten çalışma imkanı olan insanlardan öğrenilenler, daha geniş bir alanda paylaşılmalı. | TED | ودروس من أشخاص مثلي. الذين استفادوا من العمل خلال فترة علاجهم. نحتاج أن تكون مشاركة على نطاق واسع. |