| Ve herhangi bir kaza yada suç olduğuna dair kanıt bulunana kadar, onun iyi olduğunu varsayıyoruz, ve aranmamasını istyebilirsiniz. | Open Subtitles | و ان لم يكن هناك دليل عن حادث او جريمة نحن نفترض انه بخير و ربما يرغب بان يبقى مفقودا |
| Tamam sınıf, bir hastalık veya anormalliğe dair kanıt arıyoruz. | Open Subtitles | حسناً أيها الصف، نحن نبحث عن دليل عن مرض أو إعتلال |
| Bunca zamandır nerede olduğuna dair kanıt olacak bir şeyler var mı diye bakar mısın? | Open Subtitles | أنظري إن كان بإمكانك إيجاد أي دليل عن مكان وجوده. |
| On yıl sonra Amanda'nın burada olduğuna dair bir iz olmamasını açıklıyor. | Open Subtitles | هذا يوضح لماذا بعد عشرة سنوات لا يوجد دليل عن اماندا انها كانت هنا |
| Malek'e ya da nereye gittiğine dair bir iz yok. | Open Subtitles | لا آثر لمالك لا دليل عن مكان ذهابه |
| Gerçekten yaptığına dair kanıt yok. | Open Subtitles | ولا يوجد دليل عن هذا الامر أنه قد فعل من قبل . |
| Berlin İstayonu'na sızan bir Rus köstebeğe dair kanıt getireceğine söz vermiş. | Open Subtitles | هو يعد بجلب دليل عن ضلوع الروس داخل محطة (برلين) |
| - Abigail'i tanıdığında dair kanıt var mı? | Open Subtitles | اكان لديه دليل عن "ابيغيل"؟ |
| Josie Zumwalt'tan hala iz yok. | Open Subtitles | لا يوجد حتى الآن دليل عن جوزي زموالت |
| Köstebekle ilgili bir iz buldunuz mu? | Open Subtitles | أى دليل عن الجاسوس ؟ |
| Dylan McCleen ve kayıp parasıyla ilgili bir iz peşinde olduğunu söylemiştin. | Open Subtitles | قلت أنه كان لديك دليل عن (ديلان مكلين) وما حدث للمئة ألف المفقودة |