"ذات الدخل" - Traduction Arabe en Turc

    • gelirli
        
    Zamanımın büyük kısmını aşırı düşük gelirli mahallelerde, umudunu yitirmiş projelerde ve yerlerde geçirdim. TED قضيت معظم حياتي بين المجتمعات ذات الدخل المحدود في المشروعات والأماكن التي يسكنها الكثير من اليأس والإحباط
    OECD ülkeleri -- yüksek gelirli ülkeler -- iklim değişikliklerine neden olanlar onlardı. TED دول الOECD --الدول ذات الدخل المرتفع -- هم من تسببوا في تغيرات المناخ.
    DonorsChoose.org kar amacı gütmeyen bir site, çoğunlukla düşük gelirli devlet okulundaki öğretmenler için. TED دونرتشوز دوت أورك هي شركة غير ربحية تهتم خصوصا بأساتذة المدارس العموميه ذات الدخل المتدني ينشرون عبر النت المشاريع،
    Düşük gelirli kadınlar için bedelin daha yüksek olduğunu biliyoruz, haliyle de beyaz olmayan kadınlar için durum daha da kötü. TED نعرف أن الثمن مرتفع بالنسبة للنساء ذات الدخل المنخفض، وبشكلٍ غير متناسب النساء ذات بشرة ملونة.
    Düşük gelirli mahallelerdeki kadınlar ne iş yaptıklarına bakılmaksızın toplanıp fuhuşla suçlanmıştır. TED النساء في الأحياء ذات الدخل المنخفض يؤخذون ويتم إتهامهم بالدعارة. بغض النظر عن ما يفعلنه في الواقع من أجل العيش.
    Burada da girişimcilerin olduğu düşük gelirli ülkeleri görüyoruz. TED ثم لدينا الدول ذات الدخل المنخفض هنا حيث رجال الاعمال
    Orta gelirli ülkeler, gelişmekte olan ekonomiler, diğerlerini yakalıyorlar. TED البلدان ذات الدخل المتوسط, البلدان الناشئة, انهم يقتربون من الدول المتطورة
    Orta gelirli ülkelere yaptıkları için saygı duymalıyız. TED علينا أن نحترم الدول ذات الدخل المتوسط لما يحققونه
    Gelişmekte olan ülkelerin durumları ve orta gelirli ülkelerdeki insanların büyük kapasiteleri ve barış içindeki düşük gelirli ülkeler kafanızı karıştırmasın. TED لا تقللوا من أهمية الدول الناشئة والقدرة العظيمة للشعوب في الدول ذات الدخل المتوسط والدول ذات الدخل المنخفض, ولكن تتمتع بالسلام
    Listedeki kaç aile tek gelirli? Open Subtitles كم عدد العائلات ذات الدخل الواحد على اللائحة؟
    Evet, geçen kasım yapılan fast foodu dar gelirli bölgelerde yasaklayan oylamadan dolayı. Open Subtitles نعم, حسناً, ذلك بسبب الأصوات في نوفمبر الماضي لمنع الوجبات السريعة في المناطق ذات الدخل المنخفض
    Düşük gelirli aileler, devletin yaptığı sosyal konutlarda oturuyor. Open Subtitles الأسر ذات الدخل المنخفض الذين يعيشون في مجتمعات الإسكان الاجتماعي
    Büyük ailelere ve tek gelirli evlere odaklanmanızı istiyoruz, diğerlerine karşı mali sorumluluğu olan birini arıyoruz. Open Subtitles نحن نريد التركيز على المواطنين اصحاب العائلات الكبيرة الاسر ذات الدخل الواحد اى شخص لديه التزامات مالية للاخرين
    Düşük gelirli aileleri temin ederiz ki kendilerine bu konuda zaman tanınacaktır. Open Subtitles ونريد أن نؤكد للعائلات ذات الدخل المنخفض أننا سنأخذ بعض الوقت للقيام بهذا بشكل صحيح
    Dünya Sağlık Örgütü'nün verileri, 2012'deki tüm ölümlerin %14'ünün ev ve dış hava kirliliğine dayandırabileceğini gösteriyor. Bu kirlilik de en çok, düşük ve orta gelirli ülkelerde gerçekleşiyor. TED بعض البيانات من منظمة الصحة العالمية أظهرت أنه تقريبًا 14 بالمائة من حالات الوفيات في العالم عام 2012 كانت مرتبطة بتلوث الهواء المحيط. والذي يزداد حدوثه في الدول ذات الدخل المتوسط والمنخفض.
    Bu kulüpler okul sonrası eğitimi desteklemek için başlattığımız merkezler ve düşük gelirli mahallelerden gelen gençlerin kendilerini yeni teknolojilerle yaratıcı bir şekilde ifade etmelerine yardım ediyorlar. TED وهي مراكز للأنشطة الموازية للتعليم التي ساهمنا في إطلاقها التي تساعد للشباب من المجتمعات ذات الدخل الضعيف التعبير على أنفسهم بشكل مبتكر بواسطة التكنولوجيات الحديثة.
    şebekesi olmayan düşük gelirli ülkeler yeni teknolojiyi elde etmek için yarıştı. TED وفي الدول والأماكن ذات الدخل المنخفض والتي لا تملك شبكة هاتف أرضية - إنتقلوا/قفزوا لهذه التكنولوجيا الجديدة.
    Dünya çapındaki bütün ruh hastalıklarının %75'i düşük gelirli ülkelerde görülüyor. TED عالمياً، 75% من مجمل حالات الأمراض العقلية يمكنُ أن توجد في الدول ذات الدخل المحدود.
    Özellikle bizimki gibi yüksek gelirli ekonomilerde, ölümlerin büyük bir kısmı yavaş ilerleyen hastalıkladan kaynaklanıyor: kalp rahatsızlığı, kronik akciğer hastalığı, kanser, Alzheimer, diyabet bunlardan birkaçı. TED وخصوصاً في البلدان ذات الدخل المرتفع مثلنا، وجزء كبير من هذه الوفيات سببها الأمراض بطيئة التفاقم، كأمراض القلب وأمراض الرئة المزمنة والسرطان وألزهايمر والسكري، لتعديد بعضها وحسب.
    Ülkemizde her keseye uygun şahsi ulaşımın eksikliğinin düşük gelirli ailelere olabildiğince ucuz yollu, verimli, güvenilir ve garantili yeni araç almalarına imkan sağlamakla çözülebileceğini düşünüyorum; aksi halde bu aileler asla ulaşım imkanına sahip olamayacaklar. TED اريد ان اعالج نقص المركبات الشخصية المعقولة الاسعار في هذا البلد بجعلها متاحة باسعار زهيدة للعائلات ذات الدخل المنخفض ليحصلوا على سيارات كفؤة موثوقة مضمونة جديدة لم يكونو ليحصلوا عليها بطريقة اخرى

    Les mots et expressions les plus fréquents

    Arabe-Turc: 10k, 20k, plus | Turc-Arabe: 10k, 20k, plus