| Onların %80'i Kenya gibi düşük gelirli ülkelerde yaşıyorlar ve çok büyük bir kısmı görme engelli olmak zorunda değil. | TED | 80 في المئة منهم يعيشون في دول ذات دخل منخفض مثل كينيا، والغالبية المطلقة ليس لعماهم ضرورة. |
| Birçoğu fakir ülkelerde yaşıyorlar fakir veya orta-düzey gelirli Lübnan gibi ülkelerde, Halud'un yaşadığı gibi. | TED | أغلبهم يعيشون في دول فقيرة، دول فقيرة نسبيًا أو ذات دخل متوسط أو ضعيف مثل لبنان، حيث تعيش خلود. |
| Düşük gelirli aileler, babasızlık, kırık dökük evler. | Open Subtitles | عائلات ذات دخل محدد و آباء غائبون ,منازل مفككة |
| Görece ucuz ya da uygun maliyetli bir şey istiyoruz çünkü çok sayıda ülkeyi kapsıyor ve bazıları gelişmekte olan piyasalar, bazıları gelişmekte olan düşük gelirli ülkeler. | TED | نريد شيئًا رخيص نسبيًا أو ذي تكلفة معقولة، لأن هناك الكثير من الدول المتورطة بالأمر، وبعضهم يُعتَبَر سوق جديدة، وبعضهم مايزال دولة ناشئة ذات دخل محدود. |
| Philadelphia'daki devlet okullarından mezun oldum ve Kuzey Philadelphia'daki düşük gelirli, düşük performans gösteren bir okulda, suçun yaygın olduğu ve derin yoksulluğun ülkede en fazla olduğu yerlerden birinde 20 yıl özel eğitim vermeye devam ettim. | TED | تخرجت من مدرسة عمومية بولاية فيلادلفيا، لأدرّس بالتعليم الخاص لمدة 20 سنة بمدرسة ذات دخل وأداء منخفضين بفيلادلفيا الشمالية، حيث تفشي الجريمة و الفقر المدقع على مستوى البلاد. |
| Tek gelirli aile olmak istemiyorum. | Open Subtitles | لن أنزل إلى مستوى أسرة ذات دخل واحد |
| Bunun Ürdün'ün yararına olacağının farkındaydık. Orta gelirli ülke olan Ürdün'ün kalkınma stratejisinin üretime hamle yapması gerekiyordu. | TED | نحن ندرك أن الأردن يمكنها الاستفادة من ذلك ، والتي تتطلب استراتيجيتها التنموية احداث نقلة وقفزة نوعية من دولة ذات دخل متوسط إلى دولة مصنعة ، |