"ذات صباح" - Traduction Arabe en Turc

    • bir sabah
        
    3 ay önce. bir sabah uyandığımda, bir ananasla evliydim. Open Subtitles منذ ثلاثة أشهر، استيقظت ذات صباح وقد تزوجت ثمرة أناناس
    1957 yılında bir sabah, beyin cerrahı Walter Penfield kendini böyle gördü, kocaman elleriyle tuhaf acaip bir yaratık, kocaman bir ağız, ve küçük bir popo. TED ذات صباح ، في العام 1957 جراح الاعصاب والتر بينفيلد رأي نفسه هكذا مخلوق شاذ غريب بايادي ضخمه فم ضخم وعجيزة صغيره
    bir sabah, her şey bitti. Open Subtitles ذات صباح فوجئنا بطبقة .. من الثلج تكسو المكان
    Adamım, sana diyorum ki, müthiş bir sabah çok zorlu bir güne dönüştü. Open Subtitles سأخبركِ، ذات صباح غابر ٍ. تحول الصباح إلى صباح مشئوم.
    bir sabah, her zaman kiraladığımız yazlıkta başımıza geldi. Open Subtitles حدث ذات صباح في ذلك الكوخ الريفي الذي اعتدنا استئجاره
    Babam bir sabah uyandı ve canlıdan çok ölü olduğunu fark etti. Open Subtitles وصارت علينا ديون لا نستطيع دفعها استيقظ أبي ذات صباح
    Ben bileyiciyim. Bana bir sabah kalktığımda ağzımın beyaz tozla dolu olacağını söyledi. Open Subtitles يقول انه في ذات صباح سوف أستيقظ ويكون فمي مملوء بغبار أبيض
    bir sabah LA Times'ın baş sayfasında bir resim vardı - uzay mekiğinin içinde astronotlar. Open Subtitles ذات صباح كانت هناك صورة على الصفحة الأولى لجريدة التايم. لرواد الفضاء داخل المكوك.
    bir sabah uyandım ve oradaydılar. Her yerde hayaletler vardı. Open Subtitles استيقظت ذات صباح لأجدهم موجودين أشباح في كل مكان
    Birden başladı. bir sabah uyandık ve etraftaydılar. Open Subtitles لقد حدث فحسب، استيقظنا ذات صباح فوجدناهم
    Filmin kahramanı bir sabah, yıllar önce intihar ederek ölmüş olan karısını bulur. Open Subtitles وجد بطل الفيلم أمامه ذات صباح زوجته المتوفاة التي انتحرت قبلها بأعوام
    Eugene' ni para kazanmasına yardım etmek istiyordum, sonra bir sabah... Open Subtitles كنت أساعد يوجين ليكسب المال فحسب ... ثم في ذات صباح
    bir sabah resmini gazetede gördüm ve pek çok ortak noktamız olduğunu fark ettim. Open Subtitles رأيت صورتك في الصحيفة ذات صباح وأدركت أننا لدينا الكثير من الصفات المشتركة
    Kızım bir sabah uyanıp, çocuklarının babasını bir devlet düşmanı olarak bulabilir. Open Subtitles يمكن أن تستيقظابنتي ذات صباح لتجد والد أطفالها عدواً للتاج
    bir sabah dişlerimi fırçalıyordum ve su borusundan çıkan sıcak hava camdan gelen soğuk havayla karıştı ve içeriye üzerime yağmaya başladı. Open Subtitles كنتُ أنظف أسناني ذات صباح تلاقى الهواء الحار من الأنبوب مع الهواء البارد من النافذة وبدأ المطر في الهطول في الداخل
    bir sabah aynaya bakıp "Saçım ne zaman beyazladı?" demek gibi. Open Subtitles تنظر في المرآة ذات صباح وتقول "متى صار لون شعري أبيضاً؟"
    Karl... bir sabah uyandığımda, onu bavullarıyla karşımda gördüm. Open Subtitles أستيقظت ذات صباح لأجدها واقفة هناك وحقائبها معها.
    O Erkeğin bir sabah kalktığında kendini zihinsel bir tesiste bulmasını sağlar. Open Subtitles يجعله يستيقظ ذات صباح في عنبر مصحة نفسية
    Bu bilinç, yavaş yavaş mı oluştu yoksa bir sabah uyandın ve evrenin sırlarını anlar mı oldun? Open Subtitles المعرفة، أعني، أتغشاكَ شيئاً فشيئاً أم أنّكَ أفقتَ ذات صباح فاهماً أسرار الكون فجأةً؟
    Birkaç hafta sonra bir sabah uyandığımda yanımda bir domuz kafası duruyordu. Open Subtitles ثمّ استيقظتُ ذات صباح بعد عدّة أسابيع و وجدتُ رأس خنزير موضوع بجانبي

    Les mots et expressions les plus fréquents

    Arabe-Turc: 10k, 20k, plus | Turc-Arabe: 10k, 20k, plus