| Grup bile değiller. Gitar çalan bir çocuk. | Open Subtitles | أتعلمين, إنها لم تكن حتى بفرقة جيدة، ذلكَ الفتى صاحب "الجيتار". |
| - Şu seni iten çocuk değil mi? | Open Subtitles | أليسَ ذلكَ الفتى الصغير الذي دفعك؟ أجل |
| Bu çocuk nereden ki bu arada? | Open Subtitles | من أينَ ذلكَ الفتى على أيّ حال ؟ |
| - Şu çocuk bana bulaşıp duruyor. | Open Subtitles | ذلكَ الفتى اللعين دوماً يعبث بعقلي |
| Davan parçalara ayrılıyor o yüzden bırak da çocuğu ait olduğu yere göndereyim. | Open Subtitles | قضيتُكِبهاثغرة، لذا دعونى ، أرسل ذلكَ الفتى إلى حيثُ ينتمى. |
| O çocuğu savunuyorsunuz. Avukatıyla çalışıyorsunuz. | Open Subtitles | -أتدافع عن ذلكَ الفتى ، أتعمل مع محاميته؟ |
| çocuk müneccim. | Open Subtitles | ذلكَ الفتى كاهن. |
| O Tyler denen çocuk fena birisi değil. | Open Subtitles | أعتقد أنَّ ذلكَ الفتى (تايلور) لا بأس بهِ |
| Bence Tyler iyi bi çocuk | Open Subtitles | أعتقد أنَّ ذلكَ الفتى (تايلور) لا بأس بهِ |
| Zavallı çocuk. Cassie yanında duramıyor bile. | Open Subtitles | ذلكَ الفتى المسكين لا يمكن لـ(كاسي) أن تكونَ بجانبهِ حتى |
| O çocuk Atlantis'e geldiğinden beri beladan başka bir şey getirmedi. | Open Subtitles | ذلكَ الفتى لمْ يجلب شيئاً ...سوى المشاكل (منذ وصوله ل(أطلانطس |
| Bu çocuğu tanıyor olabilir misin? | Open Subtitles | ـ إلا عرفت علاقة ذلكَ الفتى بهِ؟ |
| - Anneni kendimiz bulmalıyız o çocuğu ancak bu şekilde kurtarabiliriz. | Open Subtitles | - علينا أن نجدَ والدتكِ بأنفسنا - لأن تلكَ هيَ الطريقة الوحيدة التي سنتمكن فيها من إنقاذ ذلكَ الفتى |