"ذلك ‫" - Traduction Arabe en Turc

    • Bunu
        
    • - O
        
    • - Öyle
        
    Şimdi ben Bunu eğer yapmamış olsaydım, burası bir cehennem yuvası olurdu. TED الآن إذا لم افعل ذلك ، كان يمكن أن يكون مكانًا بائسًا.
    İlk ameliyatı yapan Bernard Devauchelle ve Sylvie Testelin Bunu araştırıyorlar. TED برنارد ديفتشيل و سيلايف تستلين الذين اجريا أول عملية درسوا ذلك.
    Gözlerinizin önünde vazelinden bir perde varken Bunu görmeye çalıştınız mı hiç? TED هل حاولتم من قبل رؤية ذلك إذا كان هناك فازلين أمام أعينكم؟
    - O vampirler tüm paramı istiyor. - Öyle bir şey yok. Open Subtitles ـ هؤلاء الكلاب يريدون أخذ معاشى ـ لا , ليس عن ذلك
    - Arama parametrelerimizi girmeliyiz. - O iş yapıldı bile. Open Subtitles نريد أن ندخل الى قسم قاعده البيانات تم ذلك بالفعل
    Şükür ki biz makine değiliz ve biz Bunu yapabiliyoruz. TED ولحسن الحظ ، أننا لسنا اّلات ، ونستطيع فعل ذلك.
    Bunu küresel olarak yapmalıyız, ve Bunu hemen şimdi yapmalıyız. TED يجب ان نفعل ذلك بشكل عالمي ويجب ان نفعلها الان
    Laboratuarda Bunu test etmenin yolu alabildiğine küçük tutmaktan geçiyor. TED وطريقة اختبار ذلك فى المختبر هى بتبسيطه إلى أقصى درجة.
    İlginç olarak neredeyse hiç medya desteği almadan Bunu sağladık. TED من المدهش ان كل ذلك حدث بدون تغطية اعلامية تقريبا.
    Ama eğer Bunu başka bir veriyle karşılaştırabilirseniz, aslında FBI ajanının rolünü tekrar oynuyor ve herşeyi biraraya topluyor olursunuz. TED ولكن إن استطعت ربطها مع البيانات الأخرى، فعندها مبدئياً تعيد لعب دور عميل مكتب التحقيق الفيدرالي. وبوضع كل ذلك معاً.
    Bir zaman aralığından sonra Bunu diğer kolla da yaptırdık. TED ونقوم بتكرار ذلك مع اليد الأخرى مع تأخير في الوقت.
    Ancak diliniz ve kültürünüz Bunu yapmanız için sizi eğitiyorsa Bunu yapabilirsiniz. TED لا: لوكانت لغتك وثقافتك تدربك على ذلك، حقيقةً، ستتمكن من فعل ذلك.
    Ve sen Bunu başardın. Bu senin başarını ikiyle, üçle katlıyor. TED وأنت حققت ذلك وهذا يجعلك تفوز مرتين.. بل ثلاثة مرات أكثر
    Şu anda fosil yakıtlar kullanıyoruz çünkü onları bulmak kolay ve Bunu yapabiliyoruz. TED حالياً نحن نحرق الوقود الأحفوري لأنه من السهل العثور عليه، ولأننا نستطيع ذلك.
    - O arabadan nefret ediyor. Eskisini geri istiyor ama satıcı vermiyor. Open Subtitles إنها تكره تلك السيارة تريد السيارة القديمة ثانيةً، ولكن التاجر يرفض ذلك
    - O artık bize yardımcı olamaz. - O olabilir sadece bir tanesidir. Open Subtitles . لا يمكنه أن يساعدنا بعد الآن . إنه الوحيد الذي يمكنه ذلك
    - O gitti Logan. Geri gelmeyecek. - Bunu bilemezsin. Open Subtitles لوغان, لقد رحلت, وهي لن تعود انتِ لا تعرفين ذلك
    Gibbs, rüşvet imasında bulunurken kibar davranmadın. - Öyle bir amacım yoktu. Open Subtitles جيبز لم يكن مهذبا مع ذلك التعليق العنيف لم يحاول أن يكون
    Kimse kimseye insan muamelesi yapmıyor. - Öyle mi düşünüyorsun? Open Subtitles وليس من المحتمل أن يكونوا آدميين هل تظن ذلك ؟
    - Bu gerçek sen değilsin. - Öyle mi? Değil miyim? Open Subtitles يا رجل هذا ليس حقاً أنت حقاً هل ذلك صحيح ؟

    Les mots et expressions les plus fréquents

    Arabe-Turc: 10k, 20k, plus | Turc-Arabe: 10k, 20k, plus