| Orada kendi isteği dışında tutulan tek hasta o değil. | Open Subtitles | أنه ليس المريض الوحيد الذي أحتجز رغماً عنه |
| Anılarıyla isteği dışında oynandı ve masum bir kadın öldürüldü. | Open Subtitles | وتم التلاعب بذكرياته رغماً عنه.. وتعرضت امرأة بريئة للقتل |
| Onu isteği dışında sürmeye zorlamaya çalışacaklar bence. | Open Subtitles | أعتقد أنهم سيحاولون أن يستخرجونه رغماً عنه |
| Bazıları gönüllü olarak oradaydı. Ama bizim gibi çoğu kişi, isteği dışında oradaydı. | Open Subtitles | "البعض منهم كانوا هناك بإرادتهم لكن، كحالنا نحن، أخذَ معضمنا رغماً عنه" |
| Evet, onu isteği dışında kullanacaklar. | Open Subtitles | نعم, الفتى جُنِدَ رغماً عنه. |