| Kimsenin tahim edemeyeceği kadar nazik ve kibar bir insandı. | Open Subtitles | لقد كان الأكثر رقة ولطفاً، أكثر رجلاً محترماً قد تتصوره. |
| Onun gibi birine çok, çok nazik davranman gerektiğini söylemiştim. | Open Subtitles | لقد اخبرتكِ أن تتعاملي مع رجل مثله بكل رقة حذرة |
| Ama nasıl yapıldığını bilmen lazım. nazikçe. | Open Subtitles | لكن يجب عليك أن تتعلم كيف تفعلها، مع رقة |
| IŞİD, Suriye rejimine karşı Rakka'da yeni bir saldırı için toplanıyor. | Open Subtitles | تنظيم "داعش" يعيد تجميع صفوفه في (رقة) من أجل هجوم جديد ضد النظام السوري |
| - Evet, ince ayrıntıyı anladım. | Open Subtitles | أجل .. على الرغم من رقة الأمر إلا أنني فهمت |
| Bizden narin ve daha kırılganlar. | Open Subtitles | فهي أكثر رقة وأكثر هشاشة من حساسيتنا |
| İleride, daha hassas olmaya çalışmanı ve diğer insanların ihtiyaçlarını düşünmeni istiyorum. | Open Subtitles | في المستقبل, أريدك أن تحاول أن تكون... أكثر رقة ومراعاة لإحتياجات الناس. |
| Neden bir ayak bileğini diğerine yapıştırmıyorsun ve ellerini zarifçe dizlerine koymuyorsun. | Open Subtitles | لماذا لا تضعين أحد أعقابك خلف الآخر وتضعين يديك على ساقيك في رقة |
| Bu, büyük yırtıcı kuş şaşırtıcı derecede şefkatli olabilir. | Open Subtitles | هذا الطائر الضخم والضارى يمكن أن يُظهر رقة مدهشة |
| Şefkâtli anı sürdür | Open Subtitles | فلتبق على رقة اللحظة |
| Bana karşı bu kadar iyi davranılmasına ve hassasiyet gösterilmesine alışkın değilim. | Open Subtitles | أنا لست متعودة أن يكون أحد لطيفاً معي لم يظهر لي أحدهم أي رقة |
| Netleştirmek için çok nazik dokunman lazım... kalbinle görmen lazım. | Open Subtitles | عليك أن تستفيد من رقة اصابعك في اللمس لكي تركز وترى شكله بقلبك |
| Ama bu konuyu profesyonelce ve çok nazik bir biçimde halletmelisin. | Open Subtitles | ولكن عليكِ أن تتعاملي معه بكل احترافية وبكل رقة |
| - Evet çünkü ona çok, çok nazik davrandım. | Open Subtitles | ـ أجل لأنني تعاملت معه بكل رقة |
| nazikçe elimi tuttu, kibarca gözlerime baktı ve "Harry..." | Open Subtitles | أخذت يدي بلطف ونظرت ... الى عيني بكل رقة وقالت : هاري |
| Marlon'nun yavaş ve nazikçe Adoratrice'nin içine girdiğini hisset. | Open Subtitles | اشعر بمارلون وهو يخترق ببطء و رقة ادوراتريس... |
| - Yavaş ve nazikçe. | Open Subtitles | حسناًن ببطء الآن. ببطء و رقة. |
| Şu an binlerce kişi Rakka etrafında toplanıyor. | Open Subtitles | إنهم يتجمعون الآن في (رقة) بعشرات الآلاف متخفين مختبئين بين السكان المدنيين |
| Hepsinin Rakka'da ya da öyle bir yerde olduğunu, kendi defterini dürerek "oradaki" dünyanın sonunu getirdiklerini söylemekle! | Open Subtitles | وكلهم في (رقة) أو في مكان ما جالبين نهاية العالم هناك مع عنزاتهم! |
| Onların dış duvarları normalden daha ince ve zayıf yapılmıştır. | Open Subtitles | الخارج من الجدران أكثر 'رقة وضعيفة من المعتاد. |
| O orkide kadar narin bir şeyi kopyalamak, karmaşık bir şeyi... | Open Subtitles | تكرار شيء بقدر رقة تلك الأوركيد, شيء كتعقيدها, إنه... |
| Kimlik politikaları her zaman iki yönlüdür: Özel durumu ya da özelliği olan kişilere gurur verir ve dış dünyanın bu kişilere daha hassas ve kibar davranmasını sağlar. | TED | سياسة الهوية تعمل دائما على جبهتين: إعطاء إحساس الفخر لأناس لديهم حالة أو صفة معينة، و حمل العالم الخارجي أن يعاملهم بطريقة أكثر رقة و لطفًا. |
| Neden bir ayak bileğini diğerine yapıştırmıyorsun ve ellerini zarifçe dizlerine koymuyorsun. | Open Subtitles | لماذا لا تضعين أحد أعقابك خلف الآخر وتضعين يديك على ساقيك في رقة |
| Onunla daha şefkatli oluyordu. | Open Subtitles | معه كان الأمر أكثر رقة. |
| Şefkâtli anı sürdür | Open Subtitles | فلتبق على رقة اللحظة |
| Karında hassasiyet yok. | Open Subtitles | المثانة أو التهاب الزائدة الدودية؟ ليس هناك رقة في البطن |
| ... Kâh şefkât ve belirsizlik! | Open Subtitles | رقة... حيرة... |