| O araba 15 yıldan fazladır hurdalıkta. | Open Subtitles | لا سيدتي، تلك السيارة موجودة في ساحة الخردة منذ أكثر من 15 سنة |
| Başından beri Charlie'yi hurdalıkta öldürmeyi planlıyordu. | Open Subtitles | لقد خطط مسبقاً لموت تشآرلي في ساحة الخردة |
| Aptal Hurdalık kedisinin öne oturmasına izin mi vereceksin? | Open Subtitles | هل حقاً ستسمح لقط ساحة الخردة ان يجلس في المقعد الامامي |
| Hurdalık müdürü bütün gece evde olduğunu söyledi. | Open Subtitles | و أخبرنا رئيس ساحة الخردة بأنه كان متواجداً بمنزله طيلة الليل |
| - 20 dakikaya seninle buluşmak için hurdalığa gelebilirim. | Open Subtitles | أستطيع مقابلتك في ساحة الخردة خلال عشرين دقيقة |
| Kardeşin Tore'u uyarmak için hurdalığa gittim ama orada değildi. | Open Subtitles | لقد كنت في ساحة الخردة الخاصة بأخوك تور لكي أحذره, ولكنه لم يكن هناك |
| Dört saat sonra hurdalığın karşısındaki kafede buluşalım. | Open Subtitles | سنتقابل بعد أربع ساعات في الحانة مقابل ساحة الخردة |
| - Kesinlikle. Ben de mezar yahut Hurdacı için henüz hazır değilim. | Open Subtitles | و انا لست مستعداً بعد للمقبرة او ساحة الخردة |
| Bir araba mezarlığının ortasındaki Ferrari gibiyim ben | Open Subtitles | أنا كسيارة الفراري ، موقوفة بوسط ساحة الخردة |
| Bir güvenlik görevlisi onu hurdalıkta görmüş ve akıllılık edip kahramanlık yapmaya çalışmamış. | Open Subtitles | حارس أمن عثر عليه في ساحة الخردة وقد أحسن التقدير في عدم محاولة التصرف كبطل |
| Sahibi olduğu hurdalıkta çift vardiya çalışmış. Süper uykuluymuş. | Open Subtitles | ذكر هنا، أنه عمل ليلتها لفترتين في ساحة الخردة التي يمتلكها وأصيب بالنعاس |
| Ve hurdalıkta onun arabasını aradın, ama tüm bulabildiğin bir gitar penasıydı aynı isimdeki eşcinsel bir dj'in. | Open Subtitles | وانتي بحثتي عن سيارته في ساحة الخردة ولكن كل ما وجدتيه هو قطعة العزف على الغيتار واللتي تعود الى مُعد حفلات مثلي الجنس يُدعى |
| 30 dakikaya hurdalıkta. | Open Subtitles | ثلاثون دقيقة, ساحة الخردة |
| Eşim genelde Hurdalık bir köpek kadar inatçı olduğumu söylerdi. | Open Subtitles | اعتادت زوجتي القول أنني عنيدٌ ككلبٍ في ساحة الخردة |
| - Burası bir Hurdalık değil mi? | Open Subtitles | - اليست هذه ساحة الخردة ؟ - لا يوجد لديك كلب ؟ |
| hurdalığa gömülü olduklarını gördüğüm sekiz yol göstericide. | Open Subtitles | مع تلك المنارات الثمانية التي رأيتها مدفونة في ساحة الخردة ؟ |
| Romantik Takım hurdalığa gidecek. | Open Subtitles | الفريق الرومانسي يذهب إلى ساحة الخردة |
| Kurbanın adı Doug Summers, hurdalığın sahibi. | Open Subtitles | الضحية هو دوغ سمرز مالك ساحة الخردة |
| Booth, hurdalığın kayıtlarını kontrol ediyor, arabayı kimin getirdiğini ve ne zaman işlendiğini öğrenmek için. | Open Subtitles | إن (بوث) يتفحص الوثائق في ساحة الخردة... . لمعرفة من الذي أحضر السيارة ومتى تمت معالجتها |
| Hurdacı sadece 300 dolar edeceğini söyledi. | Open Subtitles | ساحة الخردة عرضت عليّ 300 دولار فقط لقائها |