| Sen de büyük ihtimalle oraya gideceksin. | Open Subtitles | حيثُ ستتجه أنت إلى هُناك ، على أغلب الظن |
| Batıya doğru 50-60 km gideceksin. | Open Subtitles | إذاً، ستتجه صوب الغرب على طريق الـ40 لحوالي... ماذا... 30 ميلاً؟ |
| Şimdi onun yanına yanına gideceksin ve "Bitti" diyeceksin. | Open Subtitles | . ستتجه الى ذلك الجهاز الماشي . "و ستقول "لقد أنتهى ما بيننا |
| Bu rıhtımdaki depoya gidecek, Nerede olduğunu biliyor musun? | Open Subtitles | هذه الشاحنة ستتجه لمخزن الميناء هل تعرف اين ذلك ؟ |
| Savaşa gidecek olursan, muazzam ve talihsiz şeyler kaderin olacak. | Open Subtitles | إن ذهبت إلى الحرب، ستتجه إلى أشياء فظيعة ومؤسفة |
| İsviçre gidecek uçak saat dörtte kalkıyor. | Open Subtitles | طائرة نقل ستتجه نحو( سويسرا)، في الساعة 0400 |
| Saat 21:00'da, Dulles Hava Alanı'na giriş yoluna gideceksin. | Open Subtitles | على الساعة التاسعة مساءاً، ستتجه إلى الطريق المؤدية إلى مطار "دالس" |
| O zaman benim yerime kime gideceksin? | Open Subtitles | أقصد، من ستتجه إليه تاليًا بدلًا منّي؟ |
| Sola mı sağa mı geriye mi gideceksin? | Open Subtitles | ستتجه يسارا أم يمينا أم للخلف ؟ |
| En kısa zamanda kuzeye gideceksin. | Open Subtitles | ستتجه للشمال قدرما تستطيع |
| Çünkü seni ülkene iade ettikten sonra Bangkok hapishanesine gideceksin. | Open Subtitles | أتريد أن تأخذ هذا معك، للطريق لأنك ستتجه إلى سجن (بانكوك) |
| Kimin var ki gidecek? | Open Subtitles | إلى أين ستتجه ؟ |
| Limanda Pentos'a gidecek bir gemi bekliyor. | Open Subtitles | هناك سفينة منتظرة في الميناء ستتجه لـ(بينتوس) |
| Biri Portsmouth'a diğeri Baltimore'a gidecek. | Open Subtitles | (واحدة ستتجه إلى (بروتوسموث (و الأخرى إلى (بلتمور |