| Sayın Yargıç, savunma, iddia mantık dışı olduğundan beraat talep ediyor. | Open Subtitles | سعادتكم, الدفاع يتحرك لرفض هذه الحالة بشكل غير معقول |
| Sayın Yargıç, şerif ve savcı... bu adamı kanun dışı olarak tutabilmek için bir suçlama uydurdular. | Open Subtitles | سعادتكم, مدير الشرطة والمدعي لفقوا تهمة مزيفة بشكل واضح لحجز هذا الرجل بشكل غير قانوني |
| Sayın Yargıç, gazete haberlerinde... | Open Subtitles | سعادتكم, إنها موصوفة في المقالات الصحفية |
| Ekselansları, polisin St. Angelus Lisesi'ne giriş iznine ihtiyacı var. | Open Subtitles | الشرطة تحتاج إلى الوصول إلى شارع المدرسة الثانوية الصلوات، سعادتكم. |
| Ekselansları, birçok kadın tapınağın içinde tutsak tutuluyor. | Open Subtitles | سعادتكم . هناك الكثير من النساء المختطفات داخل المعبد |
| Ekselans, ajan 771 operasyonun bugün gerçekleşeceğini söyledi. | Open Subtitles | سعادتكم المخبر 771 أبلغ إن العملية ستكون اليوم |
| O halde Sayın Yargıç, Chumhum'u algoritmalarındaki kayıtlar için dava ediyoruz. | Open Subtitles | "إذاً سعادتكم نطلب إحضار "تشام هام لأجل السجلات الموجودة على خوارزميتهم |
| Sayın Yargıç, davacı da biliyor ki algoritmayı asla açığa çıkaramayız. | Open Subtitles | سعادتكم المدعي يعرف بأننا لن نكشف عن الخوارزمية أبداً |
| Sayın Yargıç, başlamadan evvel, ...hâlâ cevaplanmayı bekleyen bir soru var. | Open Subtitles | سعادتكم, قبل أن نبدأ أعتقد أنه أنه يوجد مسألة مقامة |
| Sayın Yargıç, Bay Beacham'ın beyin kimyasını değiştirebilecek bir ilaç kullanması tamamen alâkasız. | Open Subtitles | سعادتكم "السيد "بيتشام أخذ عقاراً يمكن أن يعدل كيمياء الدماغ بعلاقة مثالة جداً |
| Sayın Yargıç, bu soru dizisi kayıtlardan çıkarılsın. | Open Subtitles | سعادتكم, هذا النوع من الأسئلة يجب استبعادهُ من السجل |
| Ve Sayın Yargıç sizin de bildiğiniz gibi, mahkemeye saygısızlık suçundaki hapis süresi cezai nitelikte olamaz. | Open Subtitles | وكما يعرف سعادتكم تماما، السجن في قضايا الإزدراء لا يمكن أن يكون تأديبيًا، هو للإجبار فقط. |
| İtiraz ediyorum, Sayın Yargıç. Kürsü'ye yaklaşabilir miyim? | Open Subtitles | إعتراض سعادتكم,أيمكننا المجيء لمنصتكم؟ |
| Onun sağ kolunu iki elimle kavradım ve "Ekselansları, bu doğru olabilir mi? diye sordum | Open Subtitles | : أمسكت ذراعه الأيمن بكلتا يدي وقلت سعادتكم هل يمكن أن يكون هذا حقيقي ؟ |
| Çok kısa bir süre içinde dönmüş olmanıza şaşırdım Ekselansları. | Open Subtitles | أنا مندهش لرؤيتكما تعودان بهذه السرعة ، سعادتكم |
| Tasarruf listesi çıkardım, kuvvetle tavsiye ederim Ekselansları. | Open Subtitles | لقد وضعت قائمة تدبيرات أوصيك بها بشدة يا سعادتكم. |
| Ekselans ben karıma asla cadı demedim. | Open Subtitles | .. سعادتكم. أنا لم أدعي أن زوجتي ساحرة |
| Televizyonda bir uçak hakkında bir haber izledim sanırım pek emin değilim, sayın hakim. | Open Subtitles | شاهدت قصة في التلفاز عن طائرة هبطت، أعتقد أنني لست متأكدًا، سعادتكم. |
| Yapacağım son şey olsa bile mutluluğunuzu yok edeceğim. | Open Subtitles | سأدمّر سعادتكم. حتّى لو كان آخرَ عملٍ أقومُ به. |
| Özür dilerim Sayın Elçi ama ülkenizden söz ettiğinizi duydum. | Open Subtitles | معذرة سعادتكم لقدسمعتكالآن... |
| Siz Ekselanslarının kolunun kalıbının 40 kez büyütülmüşünün, Iraklı şehitlerin silahlarının eritilmesi ile dökülecek metalden bir kol. | Open Subtitles | ونسخة طبق الأصل لذراع سعادتكم مكبر 40 مرة ومصنوع من معدن أسلحة الشهداء المذابة |
| Başka sorum yok, Hâkim Bey. | Open Subtitles | لا مزيد من الأسئلة، سعادتكم |
| Yok olmuş bedenimin ve yok olmuş evliliğimin mutluluğunuza gölge düşürmesine izin vermeyin. | Open Subtitles | لا تدعوا جسدي الهالك و زواجي الهالك أن يقف في طريق سعادتكم |