| Bizi astı. Son anda işe çağırdılar. | Open Subtitles | سمحتُ له بالذهاب، دُعي إلى عمله في اللحظة الأخيرة. |
| Bizi astı. Son anda işe çağırdılar. | Open Subtitles | سمحتُ له بالذهاب دُعي إلى عمله في اللحظة الأخيرة |
| Bir deneme yazmak istediği için ona orada çalışma izin verdim. | Open Subtitles | أراد أن يُنهي موضوعاً إنشائياً، لذا سمحتُ له بالعمل هناك |
| Yürüyüş'e gitmesine ne diye izin verdim sanıyorsun? | Open Subtitles | لماذا برأيك سمحتُ له ان يذهب فى المسيرة معك؟ |
| Arabalarımızı, mal taşımasında kullanmasına izin verdim. Her ay bir kez. | Open Subtitles | {\pos(192,220)}سمحتُ له بإستخدام سيارتنا لكي ينقل مخدراته, شحنة واحدة في الشهر |
| Yine dışarıda oynamasına izin verdim. | Open Subtitles | لقد سمحتُ له أن يلعب في الحقل ثانيةً |
| Bana dokunmasına nasıl izin verdim anlamıyorum. | Open Subtitles | كيف سمحتُ له بأن يمسني، لا أعلم |
| Onun her şeyimi almasına izin verdim. | Open Subtitles | لقد سمحتُ له بسلبي كل شيء |
| Ben de izin verdim. | Open Subtitles | و أنا سمحتُ له بذلك |
| Arabayı kullanmasına izin verdim. | Open Subtitles | سمحتُ له بالقيادة |
| Onu almasına izin verdim. | Open Subtitles | لقد سمحتُ له بأخذِها |
| Göğüslerimle oynamasına izin verdim. | Open Subtitles | فقط سمحتُ له بأن يلعب بثديي |