| Nehirdeki bir Yayın balığı bile bir domuzu yer diye korkuyorduk! | Open Subtitles | لنفترض أنّ سمك السلور في هذا النهر يمكنه تناول الخنزير |
| Delaware Nehri'nde Yayın balığı yakalamak. | Open Subtitles | أن أمسك بعض من سمك السلور في نهر ديلوار أوه، نعم |
| Yayın balığı dünyayı nehirdeki kimyasallar bütünü ve nehir yatağındaki titreşimler halinde görür. | Open Subtitles | يرى سمك السلور العالم كنوع من سرب من المواد الكيميائية في النهر، أو الاهتزازات في قاع النهر، |
| Kahrolası yayın balıkları topuğumu ısırdı. Nesli tükeniyormuş da, hadi oradan. | Open Subtitles | سمك السلور الملعون في حذائي طوال الطريق معرض للخطر مؤخرتي |
| Beni bütçe toplantısından kedi balığı ve kıvırcık patates için mi çıkardın? | Open Subtitles | هل تقول لى أنك أخرجتنى من إجتماع الميزانيه من أجل سمك السلور و البطاطس المقليه ؟ |
| Kızarmış balık sevdiğin onca güzel yiyecek. | Open Subtitles | سمك السلور المقلي جميع الطعام الطيب الذي نحب ان نأكله |
| Saigon nehrindeki yayınbalığı trol gemisiyle senden uzaklaşmıştım. | Open Subtitles | حصلت بعيدا منك على متن أن سفن صيد سمك السلور على نهر سايغون. |
| 20 kiloluk Yayın balığını paylaşmayacak mısın? | Open Subtitles | لن تشاركني 40 باونداً من سمك السلور ؟ |
| Myanmar Yayın balığı hakkında söylediğimi de unut. | Open Subtitles | أوه، وننسى ما قلته عن سمك السلور ميانمار. |
| İçi Yayın balığı ve levrek dolu olan iki dönümlük göletim var. | Open Subtitles | لدّي بركة مساحتها فدانين التي يملئها سمك السلور والباس. |
| İçi Yayın balığı ve levrek dolu olan iki dönümlük göletim var. | Open Subtitles | لدّي بركة مساحتها فدانين التي يملئها سمك السلور والباس. |
| Havuzumdan Yayın balığı çalmıştın. | Open Subtitles | لقد إعتدت سرقة سمك السلور من بركتي. |
| Biraz daha Yayın balığı isteyen var mı? | Open Subtitles | هل أي شخص المزيد من سمك السلور ؟ |
| Yayın balığı dünyayı tamamıyla farklı algılar. | Open Subtitles | يرى سمك السلور العالم بشكل مختلف تماما. |
| Bıyıklı kedi balıkları ekip halinde çalışıyor. | Open Subtitles | يعمل سمك السلور ذو الشوارب كفريق |
| Morina balıkları büyük fıçılara konunca yanlarına kedi balıkları da konmuş. | Open Subtitles | فجاء هذا الرجل مع فكرة أنإذا وضعت هذه القد في هذه الأحواض الكبرى ، lt; / طgt; سمك السلور في وضع بعض معهم ، وسيتم الحفاظ على سمك السلور سمك القد رشيقة. |
| -Catfish gölünde yapıyorlar eğer orada kedi balıkları olmasaydı, ismine öyle demezlerdi evliliğimize çeki düzen vermek için gidiyoruz, balık tutmaya değil bu bebek bakıcısı olmalı merhaba, ben bayan Simpson | Open Subtitles | -سيقيمون الإجتماعات في بحيرة (كاتفيش ) لما أطلقوا عليها بحيرة (كاتفيش) ما لم يكن فيها سمك السلور سنذهب لكي نعالج مشاكل زواجنا، لا للصيد |
| Loretta Lokantası'nda kedi balığı Cuması'na gittiğini duydum. | Open Subtitles | -سمعت أنك كنت في مطعم "لوريتا" في جمعة سمك السلور |
| kedi balığı avına. | Open Subtitles | لصيد سمك السلور |
| - Ben kedi balığı sevmem. | Open Subtitles | أنا لا أحب سمك السلور |
| Seni annemin balık lokantasına götürürdüm ve iki parça kedi balığını bir de çöreği 5.99 dolara alırdık. | Open Subtitles | لو لم نذهب للصيد كان بإمكاني أخذك لمحل (كوخ اسماك امي) وقد كنت ستحصل على قطعتين من سمك السلور |
| İster sığırlar hakkında konuşuyor olalım veya tavuklar, veya brokoli, veya brüksel lahanası, veya bu sabahki New York Times'ta bahsedilen yayınbalığı hakkında -- ki toptan satışı piyasadan kalkıyormuş. | TED | سواء كنا نتحدث عن البقر او نتحدث عن الدجاج أو أننا نتحدث عن البروكلي أو براعم بروكسل ، أو في حالة نيويورك تايمز هذا الصباح الجديد ، سمك السلور -- في جملتها الخروج بالأعمال |
| Yayın balığını bile sevmeye başladım. | Open Subtitles | حتي اني بدأت اعتاد طعم سمك السلور |