| Gördün mü, şimdi de Siefert ve Bella benim götümde geziyorlar. | Open Subtitles | . الآن , أنا أملك سيفيرت وبيلا على مؤخرتى يا رجل |
| Bence Bay Siefert'i aramalısın. | Open Subtitles | . أنا أعتقد أنه يجب عليك الإتصال بالسيد سيفيرت |
| Siefert'ten senin için kendimi riske atıp seni Dolphins'te oynatmasını istedim. | Open Subtitles | , أولا , احرق مصالح شخصية مع سيفيرت , لإحضارك لتلعب للنادى |
| Tamam, daha fazla bilmek istiyorum. Siefert iyi miydi? | Open Subtitles | حسناً ، أريد معرفة المزيد ، هل كان سيفيرت راضى ؟ |
| Ben yarışmak istiyorum Bay Siefert. | Open Subtitles | حسناً ، أريد الإكمال سيد سيفيرت |
| Beni seviyor. Merhaba, Bay Siefert. Nasılsınız? | Open Subtitles | يحبنى , مرحباً سيد سيفيرت , كيف حالك ؟ |
| Beş dakika erken, Bay Siefert. | Open Subtitles | . خمس دقائق مبكراً , سيد سيفيرت |
| Merhaba Bay Siefert. Nasılsınız? | Open Subtitles | مرحباً ، سيد سيفيرت ، كيف حالك ؟ |
| Sezon başladığında bunu sorarım, Bay Siefert. | Open Subtitles | لن أنسى ذلك حتى يأتى الربيع سيد سيفيرت |
| Eminim senden duymak Siefert'ten duymaktan daha çok hoşuna gitmiştir. | Open Subtitles | (أنا واثقة من تفضيله سماع الأمر منك وليس من (سيفيرت |
| Ne gerekiyorsa yaparım Bay Siefert. | Open Subtitles | سأفعل ما يلزمه الأمر سيد "سيفيرت" |
| Dolphins'ten Bay Siefert arıyor. | Open Subtitles | إنه سيد سيفيرت من الدولفينز |
| Demişken, Siefert ve Berg'in ne zaman arayacağını biliyor musunuz? | Open Subtitles | بالحديث عن ذلك ، هل لديك أدنى فكرة متى سيتصل بي (سيفيرت) و (بيرج) ؟ |
| - Siefert aradı. - O pisliğin söyleyecek neyi varmış ki? | Open Subtitles | (ـ لقد اتصل (سيفيرت ـ ماذا كان لدى ذلك الوغد ليقوله ؟ |
| - İyiydi Siefert. - Morgan Freeman işte. | Open Subtitles | (ـ هذا جيد يا (سيفيرت ـ شق (مورجان فريمان) اللعين |
| Eğer Siefert orağı indirecekse şimdiden bilsem iyi olur. | Open Subtitles | إذا كان (سيفيرت) سيلغي تعاقدي أود فقط معرفة ذلك الآمر الآن |
| Birinci seçenek gidip Siefert'e seni kestiği için pisliğin teki olduğunu söylemek. | Open Subtitles | (الخيار الأول هو الذهاب إلى هُناك وإخبار (سيفيرت أنه شخص لعين لكونه رفض التعاقد معك |
| Eğer ona söylemezsen, Siefert söyleyecek. | Open Subtitles | (إذا لم تُخبره بالأمر ، فسوف يُخبره (سيفيرت |
| O kadar sikik davranıyordun ki gidip Siefert piçini aradım. | Open Subtitles | لقد كُنت تُمثل بشكل سيء للغاية ، توجهت للإتصال بـ(سيفيرت) في الحال |
| Siefert'e teklifi kabul edecegini çoktan söyledim. | Open Subtitles | لقد أخبرت (سيفيرت) بالفعل أنك وافقت على عرضنا |